Yaşın kadar değil yaşadığın kadar

0
6
Sayı 30

İnsanlar genellikle olgunluğu yaşla ölçüyor, ya da öyle sanıyorlar. Oysa yaş, sadece bir sayıdır… Sizi olgunlaştıran yaşınız değil, yaşadıklarınızdır. Öyle sanılmıyorsa bu cümleyi görmezden gelebilirsiniz.

Bana göre ; otuz-otuz beş yılını boşa geçirmiş ve hayatın neler getirebileceğinden bihaber olan kişi yerine, onbeş yıllık bir yaşanmışlık dahi olsa, hayatına yaşayabileceği tecrübelerin çoğunu sıkıştırabilmiş, yaşama dair birçok şeyi kafasında çözebilmiş, kendi doğrularını yaratmış ve bu doğruları yaşamına yansıtmayı başarabilen insan olgundur.

Olgunluk ak saçla, yüzdeki çizgilerle ve acı tebessümle ölçülen bir şey olmadığına göre, ‘’ben piştim’’ deme cüretini gösteren ‘’acıların’’kadınları ve erkekleri nerede acaba?

Bence olgunluk, hata yapabilme cesareti ve başkalarının hata yapabilme hakkını gözetme inceliğiyle alakalı.

Olgunluk, sorumluluk üstlenmektir. Yaşama dört elle sarılırken, bir yandan da sevdiğinin elini sıkı sıkı tutabilmektir. Cennet kokulu, kocaman gözlü bir bebeğin büyümesine eşlik etmektir. O, hayatı öğrenirken elinden tutmak, arkasında durup hatalarını hoşgörmeyi bilerek, kol kanat gerebilmektir. Yaşamımıza aldığımız her şeyi, her duyguyu, her işi bir bebeğe göstereceğimiz özenle büyütebilmek sorumluluğudur olgunluk.

Evet, tabii ki zamanın ruhuna inanıyorum ama tecrübeye de bir o kadar inanıyorum.Yaşanan tecrübelerden ders çıkartmanın meziyetini de unutmamak kaydıyla. Salt tecrübe değil, ancak o tecrübeden çıkarılabilen derstir insanı olgunlaştıran. Buna rağmen olgunlaşamıyorsan,hiç uğraşma zaten!

Eskiden köyün en yaşlı ninesi ya da dedesi bilge sayılırdı, teknolojinin  gelişmesiyle birlikte şimdi bilgelik kavramı da değişti. Yine bizim kuşak, ‘çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?’ öğretisiyle büyüdü. Yıllarca bu ikilemi tartışıp durduk. Ama hep birlikte gördük ki; başını bilgisayar ekranına gömen, hatta asosyal olarak nitelendirdiğimiz gençler hem okuyor, hem geziyor, hem de anlıyorlar. Onların ne denli olgun ve bir o kadar da mantıklı olduklarını fark ettik!

Tek başına ‘’zamanın’’ insanı olgunlaştırmaya yetmediğine ikna olduk değil mi? Genç olduğu halde nice olgun insanlar,ama yaşı kemale erdiği halde olgunlaşamamış nice insanlar görmedik mi?!

Olgunlaşmayı yaştan beklemeyin,tecrübelerinizi süzmeyi, ders çıkarmayı öğrenmek olgunlaşma yolundaki ilk adımdır. Kolay gelsin.

Biz de 12. yılımızda, şehri yaşayan ve yaşatan bir dergi olarak artık olgunluğa girdiğimizi düşünüyoruz. Bu sayımızda da sizlere yaşadıklarımızı aktardık. Renkli bir yaz, cıvıl cıvıl bir sezon açıldı bile. Yeni belediye başkanımız Sayın Mehmet Oktay ve ekibi göreve başladı. Kendilerinden çok şey umuyor ve bekliyoruz , yolları açık olsun!

Bu yazı olabildiğince güzel yaşayın, temiz havada eğlenin, bol bol fotoğraf çekin, güzel anılar biriktirin, dostlarınıza anlatın, mümkün olduğunca paylaşın.İçinde bulunduğumuz bu kutsal ayda sabretmenin ve paylaşmanın gerekliliğini unutmayın ve bayramda da başkalarını sevindirmeyi ihmal etmeyin.

Bu sayıda Ebru Omurcalı’dan bayrama özel ikramlık tariflerimiz var , denerseniz fotoğrafları bizimle de paylaşın.

Yıllar önce İçmeler’e imzasını atan Güner Berktan’ın, Güner’in Bar’ındaki tecrübelerini sizler için aktardık. Markalaşma sorununda neleri eksik yaptığımızı bu satırlarda okuyabiliriz.

Tufan Şef’in dünyasına göz atıp, lezzetleri Vogue Home Design ürünleri ile nasıl şıklaştırabileceğiniz hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.  Op. Dr. Ersoy Tufan ve Neşe İnce ile güzelleşmenin, Gökçe ile tatlı delirmenin yollarını öğrenebilirsiniz. Son sayfalarda ise Nalan Yorulmaz’dan yine bir aile öyküsü var.

Elinizdeki dergi şehri yaşamanız ve yaşatmanız için bir eğlence rehberi… Keyifle okuyun

Küçük bir not: 19 Mayıs kutlandı. Coşkunun renkli kareleri bir sonraki sayımızda.

Yorum Yaz

Lütfen Yorumunuzu yazınız!
Adınız

*