Vee Huzurlarınızda… Emel Sayın

0
514

Türk Sanat Müziğinin yaşayan efsanesi, Türk Sineması’nın Mavi Boncuğu, milyonların sevgilisi Emel Sayın, dergimize özel röportaj verdi. Sanat hayatı, özel yaşamı, Marmaris sevdasına ilişkin sorularımızın bir kısmını el yazısıyla, bir kısmını da telefonda yanıtladı. Sıcak mı sıcak, samimi mi samimi tavırlarıyla bizi çok heyecanlandırdı, gururlandırdı.

Dergimiz yayın hayatına başlayalı neredeyse 10 yıl oldu. Onlarca isimle söyleştik, onlarcasının fotoğrafını da kapak yaptık. Ama inanın, şimdiye dek, ‘efsane’ ünü bir yana böylesine güzel bir insanla röportaj yapmamış, kapağımızda da hiç bu kadar güzel bir kadının fotoğrafını kullanmamıştık. Gerçekten onur duyduk ve gururla sunuyoruz..

S.A.: Öncelikle, dergimize röportaj vermeyi kabul ettiğiniz için size çok teşekkür ederiz.. Söyleşimizin ön çalışmasının yaparken, Marmaris’te yaşayan 10 kişiye “Emel Sayın deyince ilk aklınıza gelen 3 şey nedir?” diye sorduk.. Aldığımız yanıtların tamamında ilk sırada ‘Mavi Boncuk’ daha sonra ise ‘Türk Sanat Müziğinin Kadife Sesli Sanatçısı’ ve ‘Emel Sayın Koyu’ oldu.  Akla bu kavramlarla gelmek sizde nasıl bir duygu uyandırıyor?

E.S.: Halktan gelen bu cevaplar beni çok mutlu etti. Çünkü, Türk Sineması’nda ve Türk Sanat Müziği’nde güzel bir iz bıraktığımı bir kere daha anlamış oldum. Emel Sayın Koyu’na gelince.. Yaklaşık 40 yıl önce halkın bu koya verdiği şahane isimdir ve benim büyük gururumdur. Yöre halkının gönlünde bana olan sevgiyi hatırlatıyor.  Minnettarım. Her zaman sevgi ve saygıyla teşekkür ediyorum.

“MAVİ BONCUK” BANA HUZUR VERİYOR

S.A.: Ertem Eğilmez, Adile Naşit,  Kemal Sunal, Zeki Alasya, Halit Akçatepe’yi ve Tarık Akan’ı rahmetle anıp, sevgili, çok değerli sanatçımız Münir Özkul’a sağlık dileyerek ‘Mavi Boncuk’lu sorumuza geçiyoruz.  Gerek şarkısı gerekse filmiyle efsane olan 41 yıllık ‘Mavi Boncuk’un,  hala milyonları  kahkahaya boğmanın yanısıra kalplere dokunmasının, sırrı, sihri nedir sizce?

E.S.: Gerçekten Mavi Boncuk efsane filmler arasında yerini aldı. Ben bile her seferinde bıkmadan, heyecanla, kahkahalarla, özlemle, bazen de gözlerim nemli izliyorum. Bence, çok sevilmesinin sırrı önce hikayesinde. Sonra yönetmenin, yani Ertem Eğilmez’in başarısında. Sonra da muhteşem oyuncu kadrosunda. Filmdeki şarkılar da etkilenmemizi sağlayan çok önemli bir unsur.  Ayrıca masumiyeti, iyi niyeti, çok güzel bir aşkı izliyoruz. Daha ne olsun. İzlerken huzur veriyor, mutlu ediyor bizleri.

EMEL SAYIN KOYU HALKIN BANA

VERDİĞİ EN BÜYÜK ÖDÜL

S.A.: Doğa harikası Marmaris’in cennet köşelerinden birisi de Emel Sayın Koyu. Bu koya isminizin verilmesi hakkında değişik rivayetler var. Bunlardan en yaygını, koyun ismi önceden Bencik’miş, ne zaman ki, siz “Aaa burası ne güzel koy böyle” diyene kadar. Bu konuda sizin değişik bilgileriniz var mı? Cennet koyun adınızla anılmasını nasıl karşılıyorsunuz?

E.S.: Bu cennet koyun ismimle anılması, halkın bana verdiği çok büyük bir armağandır. Hatta en büyük ödüldür. Bu isim nasıl kondu derseniz, bana anlatılan bir hikaye var:

70’li yıllarda mehtaplı bir gece, büyük ihtimalle Marmarisli olan üç genç içeceklerini alıp, bu koya gelmişler. Keyifliler, sohbet edip, manzaranın güzelliğini seyrediyorlar. Derken, bir tekne sessizce süzülerek geliyor. Hemen delikanlıların yakınında demir atıyor. Gençler, görünmemek için ağaçların altına çekilip oturuyorlar ve izlemeye başlıyorlar. Teknede birkaç kişi var, neşeli sesler geliyor. Ve bir kadın sesi “Allah’ım burası ne kadar güzel, denize giriyorum ben” diyor. Gençler birbirlerine bakıyorlar “Bu Emel Sayın’ın sesi değil mi” diyorlar. Ve biraz daha dikkat kesiliyorlar. O kadın, mayosuyla denize giriyor ve yavaş yavaş yüzmeye başlıyor. Dolunay, bütün haşmetiyle denize aksetmiş, Emel Sayın bu ışık oyunlarının içinde bütün güzelliğiyle yüzüyor. (Bana böyle anlatıldı) Havada bir sihir oluşuyor sanki, gençler büyülenmiş halde, susmuş izliyorlar. Artık, Emel Sayın olduğundan eminler. Zaten biraz sonra birisi tekneden sesleniyor “Emel hadi artık gitmemiz lazım” diyor. Ve az sonra tekne geldiği gibi sessizce uzaklaşıyor. Gençler hala şaşkın, konuşmadan oturuyorlar. Nihayet bir tanesi “Rüya mı gördük” diyor. Sonra bir diğeri “Arkadaşlar, burası bundan böyle Emel Sayın Koyu olsun” diyor. Ve bu ağızdan ağza yayılıp, kabul görüyor.

Ne güzel hikaye değil mi?  Benim bu koydan adım konulduktan 3-4 sene sonra haberim oldu. Çok şaşırdım duyunca. Marmaris’teydim, bir taksiye bindim, “Emel Sayın Koyu varmış beni oraya götürür müsünüz” dedim. Taksici güldü, “O koy sizin değil mi” dedi. “Hayır ben de yeni öğrendim” diye karşılık verdim. Gittik. Bir de tabela vardı “Emel Sayın Koyu” yazıyordu. Şaşırdım. Koyu yukarıdan seyrettim. Nasıl güzeldi. Ağladım. Her geçişinde duruyor ve seyrediyorum.

CENNETİMİ MARMARİS’TE BULDUM

S.A.: Söz Marmaris’ten açılmışken, Marmaris’le nasıl tanıştınız. Burada neler yaşadınız, sizin için sadece bir tatil adresi mi, yoksa daha fazlası mı?

E.S.: 70 yılların başıydı sanırım, menejerim Egemen Bostancı İstanbul’a yeni gelmişti. O zamanlar eğlence dünyasının gözdesi gazinolardı. Ve ben her gün gazinolarda sahne aldığım için çok yoruluyordum, tatile hiç zamanım olmuyordu. Senede on gün ayırabiliyordum tatile. Bu on günü de çok iyi değerlendirmek istiyordum. Yine bir yaz günüydü, Egemen Bostancı “Gelin Marmaris’e gidelim” dedi. O zaman kadar ben hiç bilmiyordum Marmaris’i. Duyuyordum ama görmemiştim. Arabayla Marmaris’e gitmiştik. Hatta Sakar Geçidi’ni geçerken, Allah’ım ne korkmuştum, ne korkmuştum. O zaman virajlı mı virajlı, daracık bir yoldu. Oradan geçip, Marmaris’i tepeden gördüğümde büyülendim, “Cennetimi buldum. Burası cennet mi” dedim. İlk intibada o kadar güzel geldi ki bana, hatta söylediğim şu sözü çok net hatırlıyorum; “Beni, ölürsem buraya gömün” dedim. Öyle etkilendim. O kadar güzeldi benim için ve o günü hiç unutamam. O zamanlar tabi Marmaris çok yapılaşmamıştı. Bir otel vardı ‘Lidya’ orada kalıyorduk. Çocuklar gibi neşelendim Marmaris’te. Yollarda sazlıklar vardı, onları kesiyorduk, onlarla oynuyorduk. Çocuklar gibi eğlenmiştim. Tanımadığım köy evlerine giriyordum, “merhaba” diyordum. Memnun oluyor, seviniyorlardı, ikramlarda bulunuyorlardı. Bir anda Marmaris’le iç içe oldum, mutlu oldum orada. Ve ondan sonra bu yaşıma kadar çok seneler geçti ve ben halen her yıl Marmaris’e geliyorum. Hep oraya yerleşmeyi çok istedim, bir evim olsun istedim.  Ama çalışma hayatımdan, başka şeylerden dolayı olmadı. Turunç koyunda küçük bir otelimiz var ES otel adında. Yeğenim Fuat Mizanoğlu işletmesini üstlendi. İçmeler de Devamlı Otel ve Love Boat restoran olarak da Fuat’ın eşi Rabia’nın ve ailesinin küçük bir butik oteli var. Annemin ve iki kardeşimin de hep evleri oldu Marmaris’te ve ben hep onların yanına giderek boş zamanlarımın çok büyük bölümünü Marmaris’te değerlendirdim. Ben Türkiye’nin her yöresini, Türkiye’mi çok severim ama kendimi çok iyi hissettiğim yer Marmaris’tir. Bir de Datça’da çok güzel arkadaş grubum ve bir evim var. Onlarla da her yaz buluşuyoruz. Tatilimi Marmaris ve Datça’ya paylaştırıyorum. Yani özetlersem, Marmaris’le tanışmama, orada o arsayı almama, oteli yapmama Egemen Bostancı sebep oldu, nurlar içinde uyusun, minnettarım. O da Marmaris’i çok seviyordu. Buraya bir katkımız olsun istedik ve Egemen Bostancı’yla birlikte festivaller yapmaya başladık. Müthiş güzeldi o festivaller ve ben her sene gelip konser veriyordum asla bir talebim olmadan bütün kalbimle. Çünkü Marmaris halkını da çok seviyorum. Marmaris’le şahane bir tanışmamız oldu ve bugüne kadar da aynı aşkla, sevgiyle, manen, ruhen bağlıyım ben Marmaris’e. Bunu çok ama çok samimi söylüyorum.  Aramızda çok büyük bir manevi bağ var Marmaris’le. Geçtiğimiz yıl Fuat’ın oğlu Küçük Futi dediğimiz ve benim çok sevdiğim Fuat,’ın okuduğu okul olan Özel Türk Koleji’nin yıl sonu gösterisine davet edildim. Okulun bando takımı ile konser verdik. Çok çok mutlu olduğum bir başka andı bu. İnşallah yine Marmaris’te büyük bir  konser vermek istiyorum.

NE ÇEŞME NE BODRUM, MARMARİS VE DATÇA’DAYIM

S.A.: Birkaç yıl önceydi, Emel Sayın’ın Marmaris’teki gayrimenkullerini satıp, Çeşme yada Bodrum’a taşınacağı yazılmıştı. Gerçekten sattınız, Marmaris’i terk ettiniz mi? Yoksa söz konusu haberler gerçek dışı mı?

Hiç böyle bir şey olmadı. Rahatlıkla söylüyorum, bu haberler gerçek dışı. Keşke her yerde bir evim olsa, hepsine gitsem ama zaten çok kısıtlı zamanım oluyor. Onu da çok sevdiğim Marmaris’te, bir de Datça’da geçirmek istiyorum.

ALKOL YOK, SİGARA YOK, GECE HAYATIM YOK

S.A.: Konserlerinizi ve televizyon programlarında size takip ediyoruz. Hem güzelliğiniz, hem şıklığınızla büyülüyorsunuz. Güzelliğiniz ve şıklığınızdan zamana rağmen hiçbir  şey kaybetmemenizi borçlu olduğunuz özel bir formülünüz mü var?

E.S.: Özel bir formülüm olsa, hiç çekinmeden söylerim. Bunu herkesle paylaşmak isterim. İnan böyle bir şey yok Seycan. Sadece şunun önemli olduğunu anlıyorum artık ben. Sigara kullanmıyorum. Alkol alışkanlığım yoktur.  Alkol yok, sigara yok ve gece hayatım yok. Bunlar son derece önemli  sesiyle, fiziğiyle kazanan, geçimini sağlayan bir sanatçı bir sporcu için. Zannediyorum, ben de, bahsettiğim kötü alışkanlıklarımın olmamasına çok şey borçluyum. Ayrıca, aileme, sevdiklerime zaman ayırıyorum, bu da çok önemli. Fırsat buldukça yürüyüş yapıyorum, yazın da yüzüyorum, yüzebildiğim kadar. Hayata bağlıyım, tüm zorluklara, çektiğimiz tüm acılara rağmen hayata ümitle, şevkle bakıyorum. Bunların dışında uyguladığım özel bir şey yok.

  

KİTABIMI HAZIRLIYORUM, ANILARIMI YAZIYORUM

S.A.: Kadın erkek, genç yaşlı hatta çocuklardan oluşan milyonlarca hayranı olan Emel Sayın bugünlerde neler yapıyor, neler planlıyor? Gerçekleştirmeyi düşündüğü yeni bir proje var mı?

E.S.: Yoğun ve çok güzel bir kış programıydı benim için, geride kaldı. Yeni bitti, son konserimizi Kıbrıs’ta verdik. Menejerime rica ettim Ramazan’da çok özel bir şey olmazsa çalışmak istemediğimi söyledim “Temmuz’u da lütfen bana bırak” dedim. Dinlenmek istiyorum. Yine Marmaris’te, Datça’da olacağım. İnşallah, vakit buldukça, tamamlayamadığım bir kitabım var, onda ilerlemek istiyorum. Anılarıma yer vereceğim. En çok meslek hayatıma ilişkin anılara yer vereceğim ama özel hayatıma ilişkin de bir şeyler yazacağım. Bilmiyorum, tümü bir kitaba nasıl sığacak.  Bu sürede onu bitirmeyi yayınlamayı çok istiyorum.

Çok üstünde durduğum bir de albüm var, onun çalışmalarına da zaman ayıracağım.

S.A.: Sesinizle ünlü oldunuz, sinema oyunculuğuyla ününüzü pekiştirdiniz, televizyon dizilerinde de rol aldınız. Şimdi bu üç dalın temsilcilerinden eş zamanlı, eş ücretli, konser, film ve dizi teklifi alsanız hangisini tercih edersiniz?

E.S.: Konserleri tercih ederim. Çünkü, benim asıl işim bu zaten. Çok seviyorum sinemayı da, dizden de keyif aldım. Ama, açık söyleyeyim konserleri birinci planda tutuyorum.  Allah sağlık verirse, yazın da önümüzdeki sezonda konserlerim çok olacak.

TÜM ŞARTLARA RAĞMEN BİR ÇOCUK SAHİBİ OLMALIYDIM

S.A.: Anne olmadınız ama Marmaris’teki faaliyetlerinizden de çok iyi biliyoruz ki, çocukları çok seviyorsunuz. Mutlaka size daha önce defalarca sorulan, yanıtlanan bu konuda bizim aracılığımızla bir şeyler söylemek ister misiniz?

E.S.: Yani benim en büyük isteklerimden biriydi, belki de en büyük isteğimdi anne olmak. Bunun nedenleri vardı.  Sağlık sorunu değildi ama. Çok duygusal bir insan olduğum için yaşadığım olaylar bunu engelledi. Ama keşke öyle olmasaydı, bütün olumsuz şartlara rağmen bir çocuk sahibi olmalıydım ben. Çünkü, çocuklara karşı hiç kaybolmayan sevgim var aşırı bir ilgim var. Kardeşimin iki evladı var, kız kardeşimin, kaybettik maalesef O’nu. Ailede bir tek O’nun iki evladı oldu, Allah onlara uzun ömür versin. Nergis ve Fuat. İkisinin de birer çocuğu var. Fuat ve Zeynep adlarında. Onlardan da torun sevgisinin ne olduğunu anladım kardeşimin sayesinde. Aynen o sevgiyi yaşıyorum. Müthiş bir şey. Yani, çok önemli nedenler olmadıkça her insan evlat sahibi olmalı diye düşünüyorum. Onlarla geçirdiğim vakit, benim o kadar mutlu anlarım ki, beni yormuyorlar, bilakis dinlendiriyorlar. Çocuklar çocukluğunu mutlaka yaşamalı, baskı asla yapılmamalı. Küçük küçük, sıkmadan doğru, yanlış zaten onlara söyleniyor.

  

MARMARİS’TEN HİÇ KOPMADIM,

KOPMAM DA

S.A.: Bir Marmaris dergisine röportaj verdiğiniz için bizleri ne kadar mutlu ettiniz biliyor musunuz?Bu güzel röportajı, sizin eklemek istediğiniz sözlerle, bir de mesajınızla bitirmek istiyoruz. Saygı ve sevgilerimizle.

E.S.: Ben de bu röportaj için teşekkür ediyorum. Kendimi bir Marmarisli gibi görüyorum. Datça’yı da hiç dışlamak istemiyorum. Bu iki güzel ilçenin yaşayanları benim ailemin fertleri gibi, İnşallah onlar da beni öyle görürler. Bu röportajı okuyan herkese ayrıca sevgilerimi gönderiyorum. Marmaris çok büyüdü, birbirimizden çok haberimiz olmuyor artık, bilsinler ki, ben Marmaris’ten hiç uzaklaşmadım, hiç kopmadım, kopmayacağım da. Siz bu düşüncelerimi iletmem için aracı oldunuz çok sevindim. İnşallah çok güzel bir yaz sezonu olsun, turizmde zorluklar çekiyoruz. İçinde olduğum için biliyorum, turizmciler pek umutlu değil ama umduklarından çok daha iyi bir sezon olur İnşallah. Hepimiz, sağlıklı, güzel bir yaz geçirelim İnşallah.

 

 

Yorum Yaz

Lütfen Yorumunuzu yazınız!
Adınız

*