“Oyunbozan Bağırsak” – Sibel İnan

0
15
Crohn, sindirim sistemine ilişkin hastalıklar arasında ciddi sorunlara yol açan ve yaşam kalitesini olumsuz şekilde etkileyen bir hastalıktır.
Bu hastalıkla 13 sene önce tanışan Sibel İnan, zeki, zarif, hiperaktif ve yaşama sıkı sıkıya sarılmış bir kadın.
Hastalığı ve tedavi süreçlerinde yaşadığı deneyimlerini bir kitap haline getiren Sibel İnan, bu kitapta hastalığına nelerin sebep olduğunu kendisiyle yüzleşmeleri içerisinde anlatırken, hem de Crohn hastalarının ellerine bir yol haritası veriyor.

Aslında bu hastalık toplumda çok fazla bilinmiyor. Ben size crohn bir bisiklet markası desem inanırsınız.

Hastalığımın tanısı 13 sene önce kondu. 1.5 senelik çok zor bir süreç sonunda tanı aldım. Bir hayli hastane ve hekim kapısı çaldım. Hastalığın belirtileri bağırsak sendromuna benzemekte olup, yoğun ve stresli bir iş ortamım olduğum için genel haliyle bu tanı konuluyordu. Uzun ve sıkıntılı bir süreç sonrasında değerli bir hocamız tarafından tanısı konuldu. Artık hastalığımın bir adı vardı. Kitaptaki tarif ve tabiriyle “takdimimdir, benim adım Crohn”

Hastalığımın sekizinci senesinde bağırsağımın ve hayatın bana oynadığı oyunun bitmediğini anladım. Bağırsağım iki yerinden perforasyon yani delinmişti. Crohn atağı olduğu düşünüldü; delinme anlaşılamayıp üzerinden 73 saat geçtikten sonra sonra genel cerrahın yaptığı tetkiklerle bağırsağın delinmiş olduğu anlaşıldı.  Kritik bir zaman dilimindeydim, yarım saatim dahi yoktu ve bu şartlar içerisinde ameliyata alındım. Hayatta kalmam bir mucizedir. 13 saat süren bir ameliyat sonrasında ince bağırsağımdan  1,5 metre, kalın bağırsağımdan  30 cm  alındı, ileostomi yapılarak bağırsak dışarıya verildi ve  stoma torbasıyla   yaşamak zorunda kaldım. Çok zor günlerdi. Dört ay sonra bağırsağın içeri alınması gerekiyordu. Bu ameliyat gerçekleşirken safra kesem de alındı. O tarihten sonra hayatıma sağlık güneşi doğdu, ikinci nefes, ikinci hayat dediğim günlerime kavuştum.

Yaradanın bana lütfettiği bir hayat var henüz bu yaşamdaki görevlerim bitmedi galiba çünkü hekimler yaşamamı bir mucize olarak tanımlıyorlar.

Hastalığımın tanısı konduktan sonra çözüm, şifa arayışlarına girdim. Her bilgiye sarılıyordum. Bu süreçte kendimi şifalandırmak için fitoterapi, aromaterapi, beslenme koçluğu eğitimleri aldım.  Zaman içerisinde birşeyler düzelmeye başladı.  Kendimi iyileştirmek adına kaynak araştırmalarım, yurt dışı yayınları yine hekimlerin kitap ve tezlerinden çıkan kaynak bilgileri ve aldığım eğitimleri  kendi yaşam öykümle, deneyimlerimle  birleştirerek bir kitap yazmaya karar verdim. Bütün bu deneyim ve bilgi birikimimi aktarmam gerektiğini düşündüm çünkü bir bağırsak hastasının neler yaşadığını onun psikolojisini en iyi bir başka hasta anlıyor. Tüm bağırsak hastalarına “Yalnız Değilsiniz” diye harflerin üzerinden, satırların arasından seslenmek istiyordum.

Kitabınızı yazarken hekim yardımı aldınız mı?

Almadım, çünkü bu konuda çok değerli hekimlerimizin kitap ve tezlerini okuyarak, tıbbi yayınlardan yararlanarak ve çok uzun yıllara yayılmış süreçte araştırarak, eğitimler ile destekleyerek bu kitabı yazdım. Kitabımın arkasında paylaştığım gibi çok fazla kaynaktan referans sağladım.  Kitabımın yazımı bittikten sonra sadece teknik kısmını yani tıbbi içerikli olan bölümlerini çok değerli bir hekim dostuma gönderdim, okudu ve onayladıktan sonra basımı gerçekleşti.

Şunu özellikle vurguluyorum ki, yazdıklarım öneri veya reçete değil, sadece bilgi kaynak ve deneyim paylaşımıdır.

Kitabınızdan söz eder misiniz?

Kitabımda, Oyunbozan Bağırsak ve Sağlıklı Bağırsağın Ev Ödevi başlıklı iki kitabı bir araya getirdim. İlk bölümde oyun bozan kim? Biz miyiz yoksa bağırsaklarımız mı?  Neden hasta oluruz? sorularına cevap aradım. İkinci bölümde ise ne yiyeceğiz, ne içeceğiz, ne şekilde beslenerek, nasıl yaşayacağız konularına değiniyorum.  “Fabrika ayarlarına dönmenin” yollarını, sağlıklı bağırsağa bir atım atmanın yol haritasından bahsediyorum.

Beyin ile bağırsaklar arasında ciddi bir bağlantı olduğu biliniyor ve bu nedenle bağırsaklar için “vücudun ikinci beyni” deniliyor. Aslında duygu, düşünce, üzüntü, sevinç, ruh ve iştah durumumuzu etkileyen serotonin ve endorfin beyin ve bağırsaklarda bulunur. Bana göre, duygu düşünce dünyamızı bağırsaklarımız yönetiyor ve yukarıya 1.beyine mesajlar gönderiyor.  Ben bunu biraz daha ileri götürüyorum ve “patron sensin sevgili bağırsağım” diyorum. 1.beyin gelişmiş egosuyla herşeyi yaptırdığını düşünse de aslında 2.beyin bağırsaktan gelen mesajları, komutları hayata geçiriyor.

Kitabınızı çok espirili bir dille kaleme almışsınız sanki hastalığınızla dalga geçiyorsunuz

Evet, aslında negatif algı yaratan bağırsak kelimesini pozitife döndürdüm. Benim bukleli ve cilveli bir bağırsağım var. Ara sıra bana naz yapan bağırsağımla her gün konuşuyorum. Sıkıntı yaşadığım sabahlarda “Hişşt na’pıyorsun sen? Bak bana cilve yapma bugün işim var” diyorum. Hastalığımın başından beri, ona nanik yaparak, onu kabullendim. Bu onu hafife almak ya da teslimiyetçilik anlamına gelmesin. Kronik bir hastalık ve onunla yaşamayı öğrenmem gerekiyordu, ben de öyle yaptım. Kitabımda hastalığımı tarif ederken “ağır abla hastalığı” adını koydum. Çünkü hastalığımla  barışığım, onun benden ne istediğini biliyorum.

Bu hastalığa neler sebep oluyor? Nasıl mücadele ettiniz?

Aslında kalıtsal yani genetik hastalıklar dışında hastalıklar adres sormuyor. Biz, bir yerlerde yanlış bir şeyler yapıyor, tercih ve seçimlerimizde buna etken oluyor. Hastalığı fark etmeden davet edince, hastalıklarda sinsice tahtına geçip kuruluyor. Ameliyat sonrasında hayatımı daha kontrollü, stressiz, keyifli, spor ve hobi alanlarına zaman ve yer açarak, stresi yönetmeyi öğrenerek, doğal ve dengeli beslenerek yeniden dizayn ettim. Bunları yapıldığında sağlıklı bağırsaklara doğru büyük bir adım atılmış olunur. Toplumda en yoğun rastlanan şikayetler gaz ve kabızlık. Nedenleri arasında su içmeme, hareketsiz egzersizden uzağız, lif alımına dikkat etmiyor, aç, ısıt, ye tarzında hazır yiyecekler, fastfood ve paketlenmiş ürünler, beyaz un, rafine şeker, trans yağlı gıdaların tüketimi etken oluyor. Crohn hastalığının henüz bilinen tam iyileştirici bir tedavi şekli yok ve neden olduğu halen bilinmiyor. Bilim adamları tarafından araştırmalar devam ediyor.  Günümüz dünyasında bilgi ve araştırmalardan çıkan sonuçlar içerisinde endüstriyel şehirlerde yaşamak ve endüstriyel beslenmek, çevre kirliliği, toksinler, bağışıklık sistemi, sık seyahat etme, hava değişikliği, fastfood beslenme, işlenmiş ve donmuş gıdalar, gluten ve şeker, sigara, ailevi travmalar, stres sayılabilen nedenler arasında.  Kullandığımız ilaçlar ise tedavi edici değil baskılayıcı, hayat kalitesini arttıran ve yaşam kalitesini belli bir standartta tutan ilaçlar.40 yaş üzeri özellikle kadınlarda daha sık görünüyor. Genetik olabilir deniliyor, kesinlikle kalıtsal denilemiyor.   

Nasıl besleniyorsunuz?

Ev kefiri, ev turşusu ve ev yoğurdu tüketiyor, siyez unu veya karakılçık buğday unu ile kendi ekmeğimi hatta salçamı kendim yapıyorum. Hergün kemik suyu tüketiyor, yemeklerimi buharda, fırında veya tencere yemeği olarak yapıyorum. Kızartmadan uzak, paketlenmiş ürünler, bisküvi, kek, gofret niteliğinde sayılacak hiçbir gıdayı tüketmiyor, asitli içecek, renkli meyve suları, fastfood tamamen uzağım. Kırmızı eti oldukça az, haftada 2-3 defa balık tüketiyorum. Sağlıklı bir beslenme sepeti ve ev ödevi defteri oluşturdum. Her bünye farklı reaksiyonlar verebilir bu sebeple kendi not defterinizi oluşturmakta fayda var.

Senenin yarısını İstanbul’da geçiriyorsunuz. İstanbul’da doğal gıdalar bulabiliyor musunuz?

İstanbul da Moda’da yaşıyorum ama Çatalca taraflarında da bir evimiz var. Kırsal bölge olduğu için süt, yoğurt, yumurta, tarla ürünleri gibi temel gıdaları oradan doğal ortamlarından temin etme imkanı var. Sağlıklı kalmanın en büyük adımı doğal ve dengeli beslenme, doğada zaman geçirmektir.

Crohn hastalarına neler önerirsiniz?

Hastalıkla savaşmayı bırakarak, bağırsaklara kulak vererek Crohn”u anlamayı, tanımayı ve bağırsağın ne istediğini bilerek ona göre yaşam şeklini dizayn etmek gerekiyor. Hastalığın atak süreci hafifleyerek remisyona girilebilir. Mutlaka, her yıl kolonoskopi yaptırmalı, göz katarakt, kemik ölçümü, ciğer filmi, kan ve gaita tahlillerini ihmal etmemek gerekiyor. Ben 3 aylık periotlarda, hastalığımı takip eden hocam ile bir araya geliyorum. Sağlıklı bireylerin, özellikle 40 yaş sonrasında 3-5 yıl arayla kolonoskopi yaptırmaları faydalı olur. Kolon hastalıkları ve kanserinde oldukça artış var.

Kitabınızın Ağustos ayında piyasaya çıktı ve ilk imza gününü Marmaris’te yaptınız

Marmaris benim için bir kilometre taşı çünkü kitabı Marmaris” te yazmaya başladım.3 yıl önce kitabı yazmaya başladığımda raflarda bu konuyla ilgili bir tane dahi kitap yoktu. Hekimlerin bilgi ve tez olarak yazdıkları tıbbi kitaplar vardı ki, bu kitapları da tıp bilgisi olmayan insanların anlaması çok zordu. Şimdi 2. Beyin bağırsak tanımlamasıyla 10 küsur adet konuyla ilgili kitap var ve biz hastalar için çok sevindirici durum.

Oyunbozan Bağırsak kitabım bir ilk. Çünkü; Bir bağırsak hastasının yazdığı ilk, bir Crohn hastasının kaleminden tek kitaptır. Marmaris Kültür ve Sanat Evi’nde 21 Eylül Cumartesi günü ilk imza günümü ve söyleşimi gerçekleştirdim.  Kitabıma ilk harfin düştüğü yerde, Marmaris”te ilk imza gününü gerçekleştirmek çok anlamlıydı.

Yorum Yaz

Lütfen Yorumunuzu yazınız!
Adınız

*