Nursel Kargın

0
293

Çalışmalarını incelediğim zaman, kullandığı renkler ve portreler ile bana canlılık duygusunu yaşatan değerli sanatçı Nursel Kargın başarılı çalışmaları ile oldukça ses getiren bir ressam. Onu farklı kılan ve sanatseverlerin ilgilisini çeken nedenler, kendine özgün ve canlı bir ritme sahip olan bir tarzının olmasıdır. Kullandığı renkler ve formlar, sizi çalışmaları içinde kısa bir yolculuğa sürüklüyor. Resimlere odaklanıyor ve içlerindeki derin anlamı çözmeye çalışıyorsunuz.  Mimar Fotoğraf Sanatçısı Engin Erkaya’nın objektifinden kendi fotoğraflarını tabloya dönüştüren Nursel Kargın keyifli bir deneyim yaşatıyor. Kendisine, başarılı kariyerini elde edene kadar yaşadığı süreci ve merak ettiğimiz daha birçok soruyu sorduk. O da, tüm samimiyeti ile cevapladı.

 

Bazen duygular bir renk olur, bazen bir ses, bazen de bir form Sanatçının varoluş, farkındalık, yalnızlık ve tutsaklığı yansıttığı, iç bulantısını ve yabancılaşmayı da sergileyen eserlerini merak ettiğimizden gittik gördük ve kendisiyle söyleştik.

 

Dışavurumcu sanatlar ve yaratıcılık çalışmaları, içimizde var olan büyük gücün, yaratıcılığın açığa çıkmasını ve bu sayesinde kendimizi ifade etmemizi, geliştirmemizi ve sorunlarla başa çıkabilmemizi sağlayan bir çeşit terapi tarzıdır.

Öncelikle böyle bir röportaj talebinin gelmesi beni fazlası ile mutlu etti.  Marmaris’te doğduğum, yaşadığım bunca yıldan sonra,  uzun zamandır mesai harcadığım ressamlık mesleği üzerine hatırlanmak çok hoş.

Çok küçük yaşlardan beri resim hep tutkum olmuştur. İlkokul  1. sınıfta yaptığım resim öğretmenler odasına kadar dolaştırılınca yetenekli olduğum da anlaşıldı. O günden sonra gelecek planlarımda sanat hep ilk sırada olmuştur. Fakat çok erken yaşta gerçekleştirdiğim evliliğim ve iki çocuğumu büyütürken resim tutkumu beklemeye almak zorunda kaldım. 1998 yılından itibaren 3 arkadaşımla birlikte çeşitli resim hocalarıyla atölye çalışmalarına başladık.  Bu arada birkaç karma sergi dışında 2004 yılında ilk kişisel sergimi açtım. 2005 yılında hocam Aziz Erkan ile birlikte Martis Sanat Merkezi adında bir atölye kurduk. Açılış sırasında 2. Kişisel sergimi gerçekleştirdim. Burada akademik resim dersleri yanında, hobi dersleri, sanat tarihi, çocuklara resim, yaratıcı drama, bale vs. alanında aktif çalışmalar yaptık. O dönemde Marmaris’te sanat son derece kısırdı. Bu alanda 5 yıl boyunca büyük mücadeleler verdik. Zaman zaman umutsuzluğa kapılsak da doğduğum, büyüdüğüm kentime katkıda bulunduğumuz için büyük mutluluk duydum. Bu çabalarımdan dolayı 2009 yılında Marmaris Belediyesi tarafından verilen Yılın En Başarılı 10 Kadını ödülüne layık görüldüm.

Son birkaç yıldır Marmaris’te sanatın büyük adımlarla ilerlemesi beni çok sevindiriyor. Marmaris Belediyesinin hayata geçirdiği Kültür ve Sanat Evi öncelikle Marmaris’in en büyük eksiği olan sergi alanını karşılaması yanında, çok çeşitli sanat alanında, küçük büyük herkesin yararlanabileceği hizmetler vermeye başladı. Çocuklar, çok küçük yaşlardan itibaren sanatla yoğrulmaya, yetenekli olduğu veya ilgi duyduğu sanat dallarını, yaşam biçimi haline getirmeye başladılar. Bu çok sevindirici, fakat yine de çok yetersiz olduğunu düşünüyorum. Zaman içerisinde daha da nitelikli eserlerin ortaya çıkacağını ümit ediyorum.

 

2014 yılında ressam arkadaşım Bünyamin Baykara ile birlikte ‘Renk Işıktır’ isimli bir suluboya-akrilik sergisi gerçekleştirdik. Bu sergide aldığım tepkiler ve övgüler benim daha aktif çalışmama sebep oldu. O zamana kadar klasik üslupta yaptığım resimler yerini ekspresyonist çalışmalara bıraktı. Artık daha cesurdum ve kendimi daha iyi ifade edebilmeye başlamıştım. Bu güne kadar 13 karma sergiye katıldım.

Son yıllarda sanat çalışmalarıma evdeki atölyemde devam etmekteyim. Çalışma konularım genelde ekpresyonist portre ve figürlerdir. Kendime özgü mavilerim, içimden gelerek attığım renk lekeleri, fırça darbeleri, duygu içeren bakışları ile portre resimlerim, sanat izleyicileri tarafından ilgi çekici bulunmakta.

Resim dışında fotoğraf sanatı ile de ilgileniyorum. İki yıl önce sergisine gittiğim, Mimar-Fotoğrafçı Engin Erkaya’nın dramatik peyzajları beni  inanılmaz etkiledi. Zaman zaman yaptığımız sanat sohbetlerinden birinde,  ne zamandır gerçekleştirmek istediği bir projesi olduğunu ve benim dışavurum portrelerimin de buna çok uygunluğunu gördüğü için birlikte yürütmemizi teklif etti. 1 yıl üzerinde çalıştığımız Purgatoria-Araf sergimiz gerçek Nursel Kargın’ın dışavurumu için de bir dönüm noktasıdır.   Engin’nin kreatif duruşu, müthiş müzik bilgisi ve saatlerce tek bir sanat eseri hakkında yorum yapabilme becerisi, kendimin ve yeteneklerimin farkına varabilmeme sebep olmuştur. Birlikte çalışırken, bir proje üretirken birkaç sanat dalının iç içe olduğu, hele hele müziğin en etkili ifade biçimi olduğunu ve proje isminin ve müziğinin  en başta koyulmasının ne kadar doğru olduğunu farkettim. Bu projede Waiting ( Bekleme Halleri) olarak başladığımız konu, Araf’ın da cennet ve cehennem arasında bir bekleme hali olduğu için farklı boyutlara taşındı. İlahi komedyada, Dante’ nin Cennet ve Cehennem arasında karşılaştığı, Beatrice ile birlikte yaptıkları yolculuğu anlatmak istedik. Ben bu dünya üzerindeki bekleyişleri resmettim, Engin ise öbür dünyayı fotoğrafladı.  Aynı zamanda  model de bendim. En zorlandığım şey ona modellik yapmaktı, fakat ortaya çıkan sonuç herşeye değdi diye düşünüyorum. 1 yıl boyunca çalışırken hep aynı müziği dinledik ve en zorlandığım anlarda  aynı  müzik hep kulaklarımdaydı.

Sanatla uğraştığınız zaman ne beklenti bitiyor ne de hedefleriniz. Her yaptığınız eserde bambaşka şeyler farkediyorsunuz. Yıllar geçtikçe, hayattan aldığınız dersler arttıkça, daha ‘farkında’ yaşıyorsunuz. Ne olursa olsun hiç bir şey için geç olmadığını, daima ileri bakmanın, üretmenin hazzını hissediyorsunuz.  Bundan sonraki yaşamımda, iyi bir sanatçı olmak ve bu dünyaya iz bırakmak için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım. Bütün duyularımı, duygularımı açtım. Hedefim, Marmaris dışına, hatta dünyaya taşmak. Umarım günün birinde olmak istediğim yerde bulurum kendimi. Şimdilerde yeni bir projeye başladım, henüz hazırlık aşamasındayım. Ancak içime sindiği zaman paylaşmayı düşünüyorum.  Tabi ki zaman zaman tek ya da birkaç parça eser üretmek hoş.  Ama kişisel bir sergi açacaksanız, üslup ve konu bütünlüğünün sağlanması  gerektiğini düşünüyorum

Engin Erkaya, 1985 senesinde Mimarlık Fakültesinden mezun olmuş. Amatörce uğraştığı fotoğraf üzerinde son on yıldır çalışmaları yoğunlaşmış. It’s over  isimli çalışması 2012 yılında izleyici ile buluşmuş. Aynı yıl gerçekleştirdiği, Ainos’dan Knidos’ a Nev-i Şahsıma Münhasır Bir Ege Seyahatnamesi,  olarak adlandırdığı çalışmasında, Yunanistan sınırından başlayarak Knidos’ a kadar Ege sahilini bir aylık bir sürede dolaşarak fotoğraflamış. Ege’de üst üste inşa edilen uygarlıklar, mimarlık ve şehircilik olarak yapılmış hatalı uygulamalardan duyduğu rahatsızlığı kaleme aldığı çalışmasını bir türlü bitirememiş. Aynı yıl yerleştiği Datça yarımadasında çektiği peyzajlardan oluşan sergisini ilk kez 2014 senesinde yapmış. Bu yıl Purgatoria – Araf sergisi ile eş zamanlı olarak Marmaris Belediyesi Kültür ve Sanat Evinde gerçekleştirdi. Engin Erkaya, beşi  kişisel olmak üzere toplam yedi sergi yapmıştır.

nurselkargin-5174

 

Nursel Kargın

Çalışmalarını incelediğim zaman, kullandığı renkler ve portreler ile bana canlılık duygusunu yaşatan değerli sanatçı Nursel Kargın başarılı çalışmaları ile oldukça ses getiren bir ressam. Onu farklı kılan ve sanatseverlerin ilgilisini çeken nedenler, kendine özgün ve canlı bir ritme sahip olan bir tarzının olmasıdır. Kullandığı renkler ve formlar, sizi çalışmaları içinde kısa bir yolculuğa sürüklüyor. Resimlere odaklanıyor ve içlerindeki derin anlamı çözmeye çalışıyorsunuz.  Mimar Fotoğraf Sanatçısı Engin Erkaya’nın objektifinden kendi fotoğraflarını tabloya dönüştüren Nursel Kargın keyifli bir deneyim yaşatıyor. Kendisine, başarılı kariyerini elde edene kadar yaşadığı süreci ve merak ettiğimiz daha birçok soruyu sorduk. O da, tüm samimiyeti ile cevapladı.

 

Bazen duygular bir renk olur, bazen bir ses, bazen de bir form Sanatçının varoluş, farkındalık, yalnızlık ve tutsaklığı yansıttığı, iç bulantısını ve yabancılaşmayı da sergileyen eserlerini merak ettiğimizden gittik gördük ve kendisiyle söyleştik.

 

Dışavurumcu sanatlar ve yaratıcılık çalışmaları, içimizde var olan büyük gücün, yaratıcılığın açığa çıkmasını ve bu sayesinde kendimizi ifade etmemizi, geliştirmemizi ve sorunlarla başa çıkabilmemizi sağlayan bir çeşit terapi tarzıdır.

Öncelikle böyle bir röportaj talebinin gelmesi beni fazlası ile mutlu etti.  Marmaris’te doğduğum, yaşadığım bunca yıldan sonra,  uzun zamandır mesai harcadığım ressamlık mesleği üzerine hatırlanmak çok hoş.

Çok küçük yaşlardan beri resim hep tutkum olmuştur. İlkokul  1. sınıfta yaptığım resim öğretmenler odasına kadar dolaştırılınca yetenekli olduğum da anlaşıldı. O günden sonra gelecek planlarımda sanat hep ilk sırada olmuştur. Fakat çok erken yaşta gerçekleştirdiğim evliliğim ve iki çocuğumu büyütürken resim tutkumu beklemeye almak zorunda kaldım. 1998 yılından itibaren 3 arkadaşımla birlikte çeşitli resim hocalarıyla atölye çalışmalarına başladık.  Bu arada birkaç karma sergi dışında 2004 yılında ilk kişisel sergimi açtım. 2005 yılında hocam Aziz Erkan ile birlikte Martis Sanat Merkezi adında bir atölye kurduk. Açılış sırasında 2. Kişisel sergimi gerçekleştirdim. Burada akademik resim dersleri yanında, hobi dersleri, sanat tarihi, çocuklara resim, yaratıcı drama, bale vs. alanında aktif çalışmalar yaptık. O dönemde Marmaris’te sanat son derece kısırdı. Bu alanda 5 yıl boyunca büyük mücadeleler verdik. Zaman zaman umutsuzluğa kapılsak da doğduğum, büyüdüğüm kentime katkıda bulunduğumuz için büyük mutluluk duydum. Bu çabalarımdan dolayı 2009 yılında Marmaris Belediyesi tarafından verilen Yılın En Başarılı 10 Kadını ödülüne layık görüldüm.

Son birkaç yıldır Marmaris’te sanatın büyük adımlarla ilerlemesi beni çok sevindiriyor. Marmaris Belediyesinin hayata geçirdiği Kültür ve Sanat Evi öncelikle Marmaris’in en büyük eksiği olan sergi alanını karşılaması yanında, çok çeşitli sanat alanında, küçük büyük herkesin yararlanabileceği hizmetler vermeye başladı. Çocuklar, çok küçük yaşlardan itibaren sanatla yoğrulmaya, yetenekli olduğu veya ilgi duyduğu sanat dallarını, yaşam biçimi haline getirmeye başladılar. Bu çok sevindirici, fakat yine de çok yetersiz olduğunu düşünüyorum. Zaman içerisinde daha da nitelikli eserlerin ortaya çıkacağını ümit ediyorum.

 

2014 yılında ressam arkadaşım Bünyamin Baykara ile birlikte ‘Renk Işıktır’ isimli bir suluboya-akrilik sergisi gerçekleştirdik. Bu sergide aldığım tepkiler ve övgüler benim daha aktif çalışmama sebep oldu. O zamana kadar klasik üslupta yaptığım resimler yerini ekspresyonist çalışmalara bıraktı. Artık daha cesurdum ve kendimi daha iyi ifade edebilmeye başlamıştım. Bu güne kadar 13 karma sergiye katıldım.

Son yıllarda sanat çalışmalarıma evdeki atölyemde devam etmekteyim. Çalışma konularım genelde ekpresyonist portre ve figürlerdir. Kendime özgü mavilerim, içimden gelerek attığım renk lekeleri, fırça darbeleri, duygu içeren bakışları ile portre resimlerim, sanat izleyicileri tarafından ilgi çekici bulunmakta.

Resim dışında fotoğraf sanatı ile de ilgileniyorum. İki yıl önce sergisine gittiğim, Mimar-Fotoğrafçı Engin Erkaya’nın dramatik peyzajları beni  inanılmaz etkiledi. Zaman zaman yaptığımız sanat sohbetlerinden birinde,  ne zamandır gerçekleştirmek istediği bir projesi olduğunu ve benim dışavurum portrelerimin de buna çok uygunluğunu gördüğü için birlikte yürütmemizi teklif etti. 1 yıl üzerinde çalıştığımız Purgatoria-Araf sergimiz gerçek Nursel Kargın’ın dışavurumu için de bir dönüm noktasıdır.   Engin’nin kreatif duruşu, müthiş müzik bilgisi ve saatlerce tek bir sanat eseri hakkında yorum yapabilme becerisi, kendimin ve yeteneklerimin farkına varabilmeme sebep olmuştur. Birlikte çalışırken, bir proje üretirken birkaç sanat dalının iç içe olduğu, hele hele müziğin en etkili ifade biçimi olduğunu ve proje isminin ve müziğinin  en başta koyulmasının ne kadar doğru olduğunu farkettim. Bu projede Waiting ( Bekleme Halleri) olarak başladığımız konu, Araf’ın da cennet ve cehennem arasında bir bekleme hali olduğu için farklı boyutlara taşındı. İlahi komedyada, Dante’ nin Cennet ve Cehennem arasında karşılaştığı, Beatrice ile birlikte yaptıkları yolculuğu anlatmak istedik. Ben bu dünya üzerindeki bekleyişleri resmettim, Engin ise öbür dünyayı fotoğrafladı.  Aynı zamanda  model de bendim. En zorlandığım şey ona modellik yapmaktı, fakat ortaya çıkan sonuç herşeye değdi diye düşünüyorum. 1 yıl boyunca çalışırken hep aynı müziği dinledik ve en zorlandığım anlarda  aynı  müzik hep kulaklarımdaydı.

Sanatla uğraştığınız zaman ne beklenti bitiyor ne de hedefleriniz. Her yaptığınız eserde bambaşka şeyler farkediyorsunuz. Yıllar geçtikçe, hayattan aldığınız dersler arttıkça, daha ‘farkında’ yaşıyorsunuz. Ne olursa olsun hiç bir şey için geç olmadığını, daima ileri bakmanın, üretmenin hazzını hissediyorsunuz.  Bundan sonraki yaşamımda, iyi bir sanatçı olmak ve bu dünyaya iz bırakmak için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım. Bütün duyularımı, duygularımı açtım. Hedefim, Marmaris dışına, hatta dünyaya taşmak. Umarım günün birinde olmak istediğim yerde bulurum kendimi. Şimdilerde yeni bir projeye başladım, henüz hazırlık aşamasındayım. Ancak içime sindiği zaman paylaşmayı düşünüyorum.  Tabi ki zaman zaman tek ya da birkaç parça eser üretmek hoş.  Ama kişisel bir sergi açacaksanız, üslup ve konu bütünlüğünün sağlanması  gerektiğini düşünüyorum

Engin Erkaya, 1985 senesinde Mimarlık Fakültesinden mezun olmuş. Amatörce uğraştığı fotoğraf üzerinde son on yıldır çalışmaları yoğunlaşmış. It’s over  isimli çalışması 2012 yılında izleyici ile buluşmuş. Aynı yıl gerçekleştirdiği, Ainos’dan Knidos’ a Nev-i Şahsıma Münhasır Bir Ege Seyahatnamesi,  olarak adlandırdığı çalışmasında, Yunanistan sınırından başlayarak Knidos’ a kadar Ege sahilini bir aylık bir sürede dolaşarak fotoğraflamış. Ege’de üst üste inşa edilen uygarlıklar, mimarlık ve şehircilik olarak yapılmış hatalı uygulamalardan duyduğu rahatsızlığı kaleme aldığı çalışmasını bir türlü bitirememiş. Aynı yıl yerleştiği Datça yarımadasında çektiği peyzajlardan oluşan sergisini ilk kez 2014 senesinde yapmış. Bu yıl Purgatoria – Araf sergisi ile eş zamanlı olarak Marmaris Belediyesi Kültür ve Sanat Evinde gerçekleştirdi. Engin Erkaya, beşi  kişisel olmak üzere toplam yedi sergi yapmıştır. (Ajans DORA)

 

Yorum Yaz

Lütfen Yorumunuzu yazınız!
Adınız

*