Marmaris’te Bir Yıldız; Gökçe

0
338

İlk röportajımızın üzerinden 4 yıl geçmiş. İkimiz de inanamadık zamanın bu kadar hızlı geçtiğine.  Gökçe’ye “Neler değişti?” diye sorduğumda, neler değişmedi ki cevabını aldım. Öncelikle evlendi. Hem de damat Marmarisli diş hekimi. Burada yaşıyor oluşundan bir Marmaris güzeli olan Gökçe, eş durumundan da yengemiz olur ayrıca. Sonra başarılı iki albüm daha ekledi bu dört yıla ve böylece 5. albümü yayınlandı. Onlarca klip yaptı görüşmeyeli ve yüzlerce konser verdi. Sevimli Cavalier King Charles cinsi köpeği Fadik ve kedileri ise hala onunla.

Kendi şarkılarını yazıp söyleyen, rock’tan pop müziğe, rap’ten Balkan müziğine ve  son albümünde Karadeniz türkülerini de yorumlayan, birçok tarzı başarıyla sentezleyen Gökçe, yine iddialı bir albüm ile gündemde. “Kırmızı Kurdele” adını taşıyan albümünde ‘Armağan’ adlı parçasına da Marmaris’te klip çekti. Güzelliğine eşlik eden Marmaris sahillerinde bisiklet kullanan Gökçe saç stili ile bizi 80’li yıllara götürdü.

Röportajımızı da üyesi olduğu Gymberry Spor Salonu’nda gerçekleştirdik. Bize şahane bir kaç hareket gösterdikten sonra İstanbul’dan Marmaris’e uzanan hikayesini, müzik yaşamını konuştuk. Gelecek planları ve hayallerinden bahseden Gökçe’ye tabi ki bu kadar güzel olmasının ve formunu korumasının sırlarını sorduk. Uzun sohbetimizde 50’ye yakın soru yönelttik kendisine. Profesyonel fotoğraf sanatçısı İrfan Bilir’in çekimlerini yaptığı röportajımızda biz sorduk, O da tüm samimiyetiyle cevapladı.

Son röportajımızın üzerinden 4 yıl geçti, neler değişti bu arada?

-Oldu mu o kadar. Evlenmişim daha ne olsun. Bir albümüm daha oldu geçtiğimiz ay. Kırmızı Kurdele adlı albüme bir de klip çektik.

Önce albümü konuşalım. Bizlere güzel bir sürpriz yaptınız. Harika bir albüm olmuş. Marmarisli klibiniz de muhteşem.

-Teşekkürler. Albüm, Pasaj Müzik etiketi ile yayınlandı. Klibimizi ise ‘Armağan’ adlı parçamıza çektik. Söz ve müziği Barlas Erinç’e, düzenlemesi Alen Konakoğlu’na ait “Armağan”ın video klibi Marmaris’in doğal güzellikleri arasında, Raşit Algül yönetmenliğinde çekildi. Müzik direktörlüğünü ve aranjörlüğünü diğer albümlerimde de olduğu gibi Alen Konakoğlu’nun yaptı. Bu albümde kendi şarkılarımın dışında Barlas ve Danny Brillant’ın şarkıları da yer alıyor. Toplam 8 parçadan oluşan albümde Ne Yapardım ve Tabancamın Sapı adlı parçalar da canlı performans sırasında yapılan kayıtlardan oluşuyor.

Şarkı söylemenin dışında, enstrüman da çalabiliyorsunuz. Hangi enstrümanı çalarken daha mutlusunuz. ?

-Kesinlikle Davul çalarken çok mutluyum.

  Milyonlarca kez dinlenen bir şarkı yapmak nasıl bir duygu?

-Çok güzel bir duygu. Hala devam ediyor. 90’lı yıllarda bir şarkı çıkardı, herkes uzun süre her yerde parçayı dinlerdi. Son yıllarda ise bir şarkı çıkış yapsa bile sadece piyasadaki ömrü en fazla 2 ay sürüyor. “Tuttu Fırlattı Kalbimi, Napardım Bilmem, Her şey Bitmedi Bitemez” adlı şarkılarım hala dinleniyor. Bunu sağlamak günümüzde çok zor bir şey. Ama hala dinleniyor olması beni çok mutlu ediyor. İnşallah diğer şarkılarımda da aynısı olur.

Bu kadar başarılı olmanın sırrı nedir?

-Öncelikle samimiyet, kendin olmak, doğal olmak. Şarkıların çoğu ‘bu tutar’ diye yapılmıyor. Tuttu Fırlattı Kalbimi şarkısının sözleri çok tutsun diye yazılmadı. Üç kız samimi bir ortamda oturmuş sohbet ediyorduk, o ortamdan çıktı bu sözler. Tutar dediğimiz şey bazen tutmuyor, ya da bu parça olmaz dediğimizde bir bakıyoruz ki, çok sevilmiş bu önceden planlanamıyor. Ama ben seviyorsam bir çok kişi sevecektir diyorum. Yani önce kendim beğenmeliyim.

Her klibinizde ayrı bir enerji görüyoruz. Bunun sırrı nedir?

-Kendim öyleyim. İçimde bir sürü enerji barındırıyorum. Kadınlarda öyle bir ruh hali vardır ya, saçlarına göre, giydiklerine göre hatta bulunduğu ortama göre bir mod haline girerler, bu bende tam anlamı ile var. Giyindiğim gibiyim rahat, böyle olunca da enerji her zaman yüksek oluyor bende.

Müzikal anlamda gelecek projeleriniz neler?

-Kafamda konsept bir albüm var. Uzun süre çalışmam gereken bir albüm. En sevdiğim tarzda R&B Rock ya da R&B Balkan tarzında özel bir albüm var. Bakalım üzerinde düşünüyorum henüz.

Türk Rock müziğinin dünyadaki yeri ve önemi nedir? Dünyaca ünlü Türk rock müzisyenlerimizin çoğalması için neler yapılabilir?

-Rock’n Roll tarzda söylediğim parçalarım var ama Rockçı değilim. Alternatif pop diyebiliriz. Türk rock ve pop müziği de henüz bir yere sahip değil. Mesela Amerika’da çıkan albümlerimiz var ama dünya müzikleri arasında yer alıyor. Bir yere sahip değiliz ama çok iyi sesler var. Olabilir miydi, evet olabilirdi ama onlar gibi düşünüp onlar gibi yaşamak hatta orada yaşamak gerekiyor.  Ya da interneti çok iyi kullanarak, Türkiye’den bir sanatçı dünya listesine girebilir ki, öyle bir şey de oldu. DJ Mahmut Orhan ve Sena Sener dünya listelerindeki Türk müzisyenler. İşte bu şekilde dikkat çekecek şarkıları yapmak ve çoğaltmak önemli. Kendilerini de kutluyorum ayrıca.

Peki ya Tarkan ?

-Benim starım O değil, Kenan Doğulu daha iyi bence. Tarkan’ı çok beğenmiyorum tarzım değil. Tarkan 90’lı yıllarda müthişti benim için. Ama günümüzde öyle değil bana göre.

Sahnenizi kiminle paylaşmak isterdiniz?

-Özel bir sanatçı yok ama özel bir sirk ekibi, sahne şovu ya da özel bir dans grubu. Ya da sırf nefesli çalgılarda özel bir orkestra ile çalışabilirim.

Boş zamanlarınızda nerede ve nasıl vakit geçirirsiniz?

-Yatarım bol bol.. Şaka şaka. Zaten çok yoğun çalıştığım için pek boş vaktim olmuyor. Marmaris’e gelirken bana iyi tatiller diyen arkadaşlarım için söylüyorum bunu henüz burada denize bile giremedim. Enerjim varsa hiç boş durmam zaten. Evde isem bahçemle ilgileniyorum. Konserlerden fırsat buldukça Marmaris’te vakit geçiyorum, spora geliyorum, bisiklete biniyorum.

Herhangi bir sosyal proje çalışmalarınız var mı, ya da bir dernek üyeliğiniz?

-Kas hastalıkları ile alakalı bazı araştırmalar ve duyurular yapıyorum. Pek bilinmiyor. Kas hastalarının iyileşmesi için kök hücre tedavisi gerekiyor ve bu konuda gelişme olursa yaşatabiliyoruz bu hastalarımızı. O yüzden kök hücre tedavisinin gelişmesi için duyurular yapmaya çalışıyorum.

Gece hayatını seviyor musunuz?

-Evet, gece vakit geçirmeyi daha çok seviyorum. Eğer keyfim yerinde ise dışarıda eğlenmeyi canlı müzik mekanlarında olmayı da seviyorum. Ama yıllar ilerledikçe bu azalsa da evcimen olsam da, yine de özellikle iyi bir grup varsa dışarıda eğlenmeyi seviyorum.

İdeal bir akşam yemeği sizce nasıl olmalı?

-Eşimle tek çeşit yemek yemeğe çalışıyoruz. Sağlık açısından da olması gereken bu. Ayrıca kalabalık sofraları pek sevmem. Çocukluğumdan beri de ayrı yerim. Kalabalık aileleri severim. Ama sofrada uzun uzadıya yemekler kalabalık masalar falan pek sevemiyorum. Başbaşa sakin bir yemek sofrası en güzeli bence.

  

En favori şarkınız nedir?

-İdil Üner ‘Güneşim’

En son aldığınız albüm?

-MFÖ

Günlük hayatınızda nasıl giyinirsiniz?

-Bohem seviyorum. Şapka takıntım var.

Saçlarınız, cildiniz ve formunuz hep aynı güzellikle bunun sırlarını tek tek istiyoruz.

-Cildim için; yüzümü pek yıkamıyorum. Yani şöyle, sabunlar peelingler falan yapmıyorum. Cildi sürekli çitiler gibi yıkamamak gerekiyor. Cildin kendi ürettiği yağları yüzde muhafaza etmek gerekiyor. Sadece su ile yıkamalıyız. Ben de öyle yapıyorum. Onun dışında doğal gül suyu ve gül yağı kullanıyorum. Vücudum için yağ bakımları yapıyorum, kuruyan cildin emebileceği yağlar. Saçlarım için ise yine az yıkıyorum ve her yıkamada şampuan ile köpürtmüyorum, ısırgan otlu şampuan kullanıyorum. Hint yağı ve B vitaminleri kullanıyorum arada bi. Konserlerde dahi saçlarımı kendim yapıyorum fönden uzak duruyorum.

  Çocukken en büyük hayaliniz neydi?

-Çöpçü olmak istemişim küçükken. Ne alaka ben de bilmiyorum. Çöpçüler geldiğinde mahallemizde onların ışıklı arabaları vardı çok beğenirdim ben de çöpçü olmak isterdim. Sonraları da dansöz olmak istedim. Dans etmeyi çok seviyorum hala. Bazı kliplerimde de bazı dans figürleri yapıyorum ama öyle profesyonel dansözler gibi değil. Çocukken hatırladığım bir de hayvanlara karşı özel bir ilgim oluşmuş. Ailemde bu kadar fazla bir ilgi olmasa da ben de oluşmuş ve hatta kürk giyen bir kadını tükürük içinde bırakmışım. Hiç kimse bana bu kürkler hayvanlardan üretiliyor demediği halde bunu çocuk aklımda düşünebilmiş ve kendimce bir tepki oluşturmuşum. Bu nedenle bir zamanlar da veteriner olmayı istedim. Ama okunması gereken dersler çok ilgi alanıma girmediği için veteriner de olmadım.

Seyahat etmeyi sever misiniz?

-Müzisyen olduğum için seyahat etmeyi seviyorum ama aslında üşengeç bir insanım. Seyahat için biletimi çok önceden alıp kendimi ona göre programlıyorum. Görmek istediğim çok yer var evet.

Tatil için daha çok nereleri tercih ediyorsunuz?

-Marmaris’te yaşadığım için buradaki günlerimi çok tatilden saymıyorum. Kapadokya hayranıyım. Karadeniz turuna çıkmayı çok istiyorum. Konserler için gittiğimde pek gezme şansım olmuyor. O yüzden kapsamlı bir Karadeniz turu istiyorum. Tatil için ise küçük şirin kasabalarda olmayı tercih ediyorum.

Sosyal medya ile aranız gayet iyi sizi takip ediyoruz. Ya sosyal medya olmasaydı?

-Olmasaydı diyenlerdenim açıkçası. Ama tek bir açıdan iyi ki var diyorum. Kötü olaylar gün yüzüne çıkıyor. Özellikle çocuklara yapılan, kadınlara yapılan ve ayrıca hayvanlara yapılan kötülükler gün yüzüne çıkıyor ve ciddi ciddi seferberlik ilan edilip, tepkiler ortaya konabiliyor. Bu açıdan sosyal medya gibi paylaşım alanlarının varlığı bir bakıma önemli katkı sağlıyor. Tabi ister istemez takipte olmak zorundayız. İyi bir sosyal medya kullanıcısıyım diyebilirim tabi ölçülü olarak.

Dünya’da ve ülkemizde yaşanan terör olaylarından dolayı bir çok kez konser ertelendi. Bir mesaj hakkınız olsa dünyaya ne söylemek isterdiniz. ?

-Elbette şiddetin savaşın her türlüsüne karşıyım. Bununla yaşamayı öğrenip hayata devam etmemiz de gerekiyor. Sindirmeye çalışan sistemin esiri olmak istemiyorum.

Hayranlarınız için sürpriz var mı?

-Bu soru üzerine hoş bir tesadüf  oldu. Az önce gelen bir e-posta da Yonca Evcimik İrem Derici ve Ben ‘Kendine Gel’ şarkısına özel bir klip çektik.  Nihat Odabaşı’nın çektiği klipte bol aksiyon  var. Ve Az önce yayın protokolünü imzaladık yakında yayınlanacak. bakalım beğenecek misiniz?.

Ayrıca hayranlarınız için Marmaris’te harika bir klip yaptınız daha ne olsun

-Evet Marmaris’te çekilen ‘Armağan’ adlı klibimiz çok beğenildi gayet güzel izlenimler alıyoruz. Sabahın çok erken saatlerinde çekilen klipte sokaklar bomboştu ama yine de görenleri baya şaşırttık galiba.

Tekrar albüme dönelim Neden Kırmızı Kurdele ?

-Şamanizmden beri kırmızı kurdelenin başarı, uğur, şans ve bereket getirdiğine inanılıyor. O yüzden okumayı sökenlere, doğuranlara, açılış törenlerinde takılır. Ben de albümü dinleyenlere şans getirsin istedim.

Peki evdeki kedi nüfusunuz ne durumda şuan kaç kediniz var?

-Şu an iki kedim var. Yadigar ve Minnoş. Yadigar 13 yıldır benimle. Hayatımın önemli bir bölümünde o var. Albümlerim bile yoktu onu edindiğimde. ( Bu soru ile birlikte parmak hesabı yaparak bu güne kadar sahiplendiği kedilerinin isimlerini tek tek saydı)  Üniversite yıllarımdan beri kedi besliyorum sayısından emin değilim ama 6, 7 tane olmuştur.

Köpeğiniz Fadik’le hoç vakit geçiriyorsunuz? Onu her zaman yanınızda mı taşıyorsunuz yoksa emanet ettiğiniz birileri var mı?

-Evet çok seviyorum Fadik’i. Yüz ifadesi ile beni çok eğlendiriyor. Palyaçoya benziyor. İngiliz köpeği olduğu için havaalanlarında özellikle İngilizler çok ilgi gösteriyor. Bu bize çok komik geliyor. İstanbul’da köpek oteli var, çok mecbur kaldığımda bazen oraya bırakıyorum, otel kafessiz o yüzden çok güveniyorum. Kuaförünü de çok seviyor. Ama çoğunlukla hep benimle.

Eşinizle birlikte çoğunlukla Marmaris’tesiniz. Neler yapıyorsunuz ? Marmaris’te en çok ne yapmayı seviyorsunuz?

-Aslında Kite Board yapmayı istemiştim ama sahnem açısından sakatlanmamam lazım. O yüzden ne yazık ki risk alamadım. Onun dışında bisiklete ve motora biniyorum tabi kaskımla. Geziyorum bol bol ama gezemediğim çok yer var daha. Nimara Mağarası’na henüz gitmedim mesela. Ayrıca Marmaris’te Gökçe adının bir önemi olduğunu düşünüyorum;, köyü var köprüsü var barajı var hayratı var…Bunu bilen biri varsa lütfen bana yazsın.

Çocuk yapmak gibi bir planınız var mı?

-Hiçbir zaman evlilik ve çocuk hayalim olmadı. Ki, ailem mutlu bir evlilik içerisinde olmasına rağmen hep yalnız yaşama hayalim vardı. Ama hep çocukları sevdim. Derken yıllar geçti. Bir baktım evlenmişim. Çok düşünmüyor olmama rağmen çocuk konusunda da çok ileri yaşları düşündükçe bir aile olmanın sürekliliği açısından bir çocuk fikri aklıma düştü bu aralar. Özgür ruhlu olmama rağmen biraz hassas bir anne olurum herhalde. Beslenme konusunda da çok pimpirik olacağımı düşünüyorum.  Üniversite yıllarımda 3 günlükken alıp büyüttüğüm bir kedim vardı. Veteriner 2 saate bir beslemezsen ölebileceğini söyledi. Gece uyanıp o kedileri o kadar iyi besledim ki sağlıkla büyüdüler.  Yani ne kediler büyüttüm çocuk mu büyütemeyeceğim  diyorum ama işte hala düşünüyorum bakalım zaman ne gösterecek bilemiyorum.

Okuyucularımıza ve Marmaris yaşayanlarına mesajınız nedir?

-Marmaris yaşayanlarına, Marmaris’te yaşamanın kıymetini bilsinler diyorum. Havasının özellikle. İstanbul’dan geldiğimde sanki burnuma oksijen maskesi takıldığını düşünüyorum. O derece oksijen bol. Çevreyi temiz görüyorum. Belediye çok güzel çalışıyor ama özellikle karayolları üzerinde arabasından çöp atan, çocuk bezi atan, pet şişe atan insanlara çok sinir oluyorum. Arabanda sakla en yakın çöp sepetine gelince at dimi! Ama yok illa arabadan fırlatacak! Temiz oluşumuzu korumamız gerekir. Ayrıca buradan Marmaris Belediyesi’ne de bir çağrımız olsun, hayvanlar için sokaklarda, meydanlarda geri dönüşüm dolabı olmalı. Sokak hayvanlarının beslenmesi için cam şişe atık dolabı var. Bir bölmesinden içine cam şişe atıldıkça diğer bölmesinden hayvanlar için mama ve su birikiyor. İstanbul’da gördüğüm bu uygulama çok hoşuma gitti her yerde olmalı. Özellikle doğa dostu Marmaris’te de görmeyi çok isterim. Marmaris’te ayrıca bisiklet yollarına hayran oldum. Tamamını gezemedim ama çok beğendim en kısa zamanda bütün yollarda bisiklete bineceğim.

Yorum Yaz

Lütfen Yorumunuzu yazınız!
Adınız

*