Marmaris eğlence dünyasına damga vuran isim: Ahmet Cemal

0
303

Ahmet Cemal, Marmaris eğlence dünyasına damga vuran isim. İlçe yaşayanları, O’nu daha çok sahne aldığı Yelken Fora’dan yada Belediye Başkanı Ali Acar’a olan benzerliğiyle tanıyor. Türk televizyon ve müzik dünyası ise Seyfi Dursunoğlu, Ajda Pekkan ve Akrep Nalan’ın ‘kanka’sı Ahmet Cemal’i çok daha yakından tanıyor, biliyor. Çok değil, iki yıl öncesine kadar ünlü bir televizyon yapımcısı olan, besteleri ve bir de albümü bulunan Ahmet Cemal ŞamataPlus Ailesinin de sevgili dostu, ağabeyi.. Son derece beyefendi ve mütevazi kişiliğiyle gönüllerimizde yer edinen ağabeyimizle söyleştik. İstanbul’da başlayan, dolu dolu geçen hayatından kesitlerini bizimle paylaşan Ahmet Cemal, huzuru adeta Marmaris’te bulduğunu söyledi, “Bir bahar, bir yaz, bir kış geçirdim burada.. Türkiye’nin dört bir yanını gezdim Marmaris kadar temiz bir yer görmedim. Marmaris için kullanabileceğim tek kelime mükemmel” dedi.

 Ahmet Cemal, yaklaşık 11 ay önce Marmaris’e yerleşmiş. Beste ve albümleri de bulunan, Ahmet Cemal’in geçmişi bir sanatçı, aynı zamanda bir yapımcı olarak başarılarla dolu.

MÜZİK VE TV DÜNYASININ TANINMIŞ İSMİ

Tornacı baba ev hanımı annenin oğlu olarak dünyaya gelen Ahmet Cemal, 1960 İstanbul doğumlu, İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı mezunu. 8 yıl T.C Kültür Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu’nda çalıştıktan sonra, 2 yıl Cemal Reşit Rey Opera Korosu’nda yer aldı. Deniz Seki ve Zerrin Özer’e vokalist olarak eşlik eden sanatçı, aynı zamanda solo çalışmalarına devam etti. Sırasıyla BRT, Show TV ve TV 8’de yapımcılık ve sunuculuk yapan Ahmet Cemal, TV8’de ise yaklaşık 15 yıl yapımcılık görevin sürdürdü. Yıllarca sanatçıları ekranlarla buluşturan Ahmet Cemal, biriktirdiği notaları “Beklenen Şarkılar” adlı albümüne sığdırdı.

SEYFİ DURSUN’LA DÜET YAPTI,

FOTOĞRAFLARINI BAYÜLGEN ÇEKTİ

ALBÜMÜ KALPLERE DOKUNUYOR

Birbirinden değerli isimlerin sanatçıya eşlik ettiği albümde Seyfi Dursunoğlu (Huysuz Virjin) Zeki Müren’in eşsiz eseri “Beklenen Şarkı;  -Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin”i Ahmet Cemal ile yorumladı. ‘Seninle Bir Sonbahar’, ‘Ayrılsak da Beraberiz’ ‘Beklenen Şarkı’, ‘Avuçlarımda Hala’ gibi sanat müziğinin en sevilen eserlerinin yer aldığı ‘Beklenen Şarkılar’, Kirpi Yapım şirketinden Ebru Haberal yapımcılığında gerçekleşti. Stüdyo kayıtları müzik direktörü ve aranjör Cengiz Ünal ve aranjör Alaattin Deniz tarafından Rüzgar Yapım ve Bale Sanat stüdyolarında yapıldı. Fotoğraflarda ve grafik tasarımında ise Okan Bayülgen’in imzası vardı.

Cemal, bu albümündeki, sakin ve duru yorumuyla farklı soundlar eşliğinde seslendirdiği şarkılarıyla sanat müziği tutkunlarının kalbine dokundu.

İşte, böylesine etkileyici bir özgeçmişe sahip Ahmet Cemal’in Marmaris medyasına verdiği ilk röportaj:

-Ünlü ve başarılı insanların çocukluğu, ilginç hikayeler, detaylar barındırır. Ahmet Cemal’in nasıl bir çocukluğu vardı?

Annem ev hanımı, babam tornacıydı. Her akşam Türk Sanat Müziği ve alaturka müzik dinlediğini hatırladığım babam ben 12 yaşındayken vefat etti. Bu acı dışında mutlu bir çocukluğum vardı diyebilirim. Esentepe’deki Gazeteciler Sitesi’nde oturuyorduk. Medya, sinema, tiyatro ve müzik dünyasından birçok ünlü komşumuzdu. Sema Özcan, Feridun Karakaya, Halit Kıvanç bunlardan ilk aklıma gelen isimler.

-Yani, daha Türkiye’de siyah-beyaz televizyon bile yokken, sizin mahallenizde bir televizyon kadrosu varmış. Belki de bu durum gelecekteki mesleğinizi de etkiledi ne dersiniz? İş ve meslek yaşamınızdan bahseder misiniz?

-Aslına bakarsanız, gönlümde iyi bir müzisyen olmak vardı. Ama babam vefat ettikten sonra üniversiteden mezun olana kadar hem okudum, hem çalıştım. İlk işim babamın berberinin yanında çıraklık yapmaktı.  Liseye başladığımda ise Türk basınının o dönemki kalbi konumundaki Cağaloğlu’ndaki bir kırtasiyede çalışmaya başladım. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda yüksek öğrenimimi görürken ise aralarında Zerrin Özer ve Deniz Seki’nin de bulunduğu solistlere vokalistlik yaptım, piyano çaldım. Üniversiteyi bitirip 23 yaşına geldiğimde askere gittim. Dönüşte, 1988 sonunda girdiğim sınavı kazanarak Ankara Devlet Çok Sesli Korosu’nda yaklaşık 8 sene bas bariton olarak görev yaptım. Ama Ankara’ya daha fazla dayanamadım 1996’da doğup büyüdüğüm İstanbul’a döndüm. 36 yaşında hayata sıfırdan başladım. Sonrası malum, aynı yıl BRT televizyon kanalında işe başladım. Bundan dört sene sonra ise  en uzun iş adresim olan o dönem MNG Holding bünyesinde faaliyet gösteren TV8’e iç yapımlar sorumlusu olarak geçtim, burada da 13 yıl görev yaptım. Kanalı Acun Ilıcalı alınca, “İsteyen işine devam etsin, istemeyen tazminatını alıp ayrılsın” teklifine karşılık, birçok mesai arkadaşım gibi tazminatımı alıp, ayrıldım. İki sene İstanbul’da değişik mekanlarda, Türk Sanat Müziği, alaturka, fasıl performansımla  sahne aldıktan sonra ise soluğu Marmaris’te aldım.

-Marmaris’le ne zaman, nasıl tanıştınız?

Marmaris’e ilk olarak 1980 senesinde geldim. İhtilal öncesiydi, konservatuardan bir arkadaşımla niye seçtik hatırlamıyorum ama  Marmaris’te tatil yaptık. Bodrum o dönem bu kadar popüler değildi ve Marmaris’in çok güzel olduğunu duymuştuk. Daha sonraki yıllarda, vokal yaptığım dönemlerde işim gereği Marmaris’e çok defa daha geldim, hem kışın hem yazın. Özellikle tanıtım gecelerinde, etkinliklerinde hem solist hem vokalist olarak sahne aldım. 2015’in sonunda da buraya yerleşmeye karar verdim ve 2016’nın Mayıs ayında yerleştim. Hemen ikemetgahımı da buraya aldırdım, Marmaris’i çok seviyorum, Marmaris’te çok mutluyum.

-İstanbul, Ankara ve Marmaris, hayat öykünüzün neredeyse tamamına ev sahipliği yapan bu 3 kenti kıyaslasanız, neler söylemek istersiniz?

İstanbul, doğup, büyüdüğüm şehir, bunun  için üzerine çarpı koyamam. Benim doğup, büyüdüğüm dönemlerde şahaneydi, çok sakindi, çok güzeldi. Ama şu anda yaşanacak bir yer değil benim açımdan. Ankara çok güzel bir şehir ama gerçekten bana göre değil. Niyeyse bilmiyorum, sanırım İstanbul’dan sonra çok kuru geldi bana. Marmaris’e gelince, burasının çok artısı var saymama gerek yok, herkes bilir. Doğal güzelliğinin yanı sıra insanları çok sıcak. Bir de ben güneşi ve sıcağı çok seviyorum.  Burada çok çok daha mutluyum. İnşallah ölene kadar da burada yaşamayı istiyorum, başka yere gitmeyi düşünmüyorum. Türkiye’nin her yerini gezdim, gezmediğim çok az yer var. Gerçekten Ege ve Akdeniz şahane ama özellikle burası, Güney Ege yeşilli ile denizin birleştiği bir yer. Her şey çok güzel burada, yemekleri insanları, Muğla şivesine de bayılıyorum. Öğreniyorum, takip ediyorum, hatta konuşmaya da çalışıyorum. Zaman içinde bu şiveyi sahneye taşımayı da düşünüyorum.

– Bir yaşayanı olarak Marmaris’i  bir kent olarak nasıl buluyorsunuz?

Bir bahar, bir yaz, bir kış geçirdim burada. Türkiye’nin dört bir yanını gezdim Marmaris kadar temiz bir yer görmedim. Marmaris için kullanabileceğim tek kelime mükemmel.

-Belediye Başkanımız sayın Ali Acar’a benzetiyorlar sizi. Siz ne düşünüyorsunuz. Benzerlik dolayısıyla başınıza ilginç bir şey geldi mi?

Kendimi aynalarda ve resimlerde çok gördüğüm için objektif olarak bakamıyorum ama saçlarımızın kırlığı, yaşlarımızın yakın olmasından dolayı bir benzerlik var. Ama dışardan beni ilk defa görenler, sayın Ali Acar’a benzetiyordur. Bu normal. Ben de benzetiyorum ama birebir değil. Ali Acar’ın kardeşi deseler, bu inandırıcı olabilir ama birebir benzemiyoruz. Buna rağmen özellikle Marmaris’e ilk yerleştiğim zamanlarda, yolda durdurup ‘Başkanım nasılsın’ diye soranlar, övgü dolu sözler sarf eden insanlar oldu. Bir restorana giriyorum bütün kafalar bana çevriliyordu, ben de 5 sene önce yaptığım albümle ne kadar meşhur olmuşum diye düşünüyordum. Hala da benzetenler oluyor.

-Grup 48 Buçuk nasıl doğdu?

Bizim orkestramızın şefi ünlü aranjör Sadun Ersönmez koydu bu ismi. O İzmir Karşıyakalı. Nasıl Karşıyaka 35 buçuk diye anılıyorsa; 48 Muğla, Marmaris’te özel bir yer 48 buçuk da Marmaris olsun dedi ve grubun adını kondu. Harika bir grup olduk.  Benim Marmaris’te ilk balık yediğim mekan Yelken Meyhane idi. Sahibi Volkan Yaylalı ile tanıştık. Müzik zevklerimiz çok uydu. Kendisini çok sevdik. Yelken Meyhane’nin Üst katında küçük değişiklikler yaptık. Ve adını da ‘Yelken Fora’ koyduk. Sadun ile birlikte burada programa başladık. Çok da güzel bir başlangıç yaptık. Kısa sürede müdavimlerimiz oluştu. Zaman zaman İstanbul’dan gelen dostlarımız dahi oldu. Zeki Müren’i, Barış Manço’yu anma geceleri düzenledik. Onların şarkılarını seslendirdik. Misafirlerimiz çok eğlendi. Sosyal medyada da çok konuşulan bu etkinliklerimiz devam edecek. Çok daha güzel şeyler yapmak istiyoruz. Her cuma ve cumartesi saat 20 00’den itibaren Marmaris yaşayanlarını Yelken Fora’ya grup48buçuk’u dinlemeye, birlikte eğlenmeye bekliyoruz.

Yorum Yaz

Lütfen Yorumunuzu yazınız!
Adınız

*