Kütahya doğumluyum. Annem ve babam öğretmendi. Tayinleri Balıkesir’e çıkınca eğitimime orada devam ettim. Annem ilk Türk alfabesini yazanlardan biri.  Daha sonra Atatürk tarafından Bursa’ya gönderilmiş. Kaynak öğretmen oldu.  Necati Eğitim Enstitüsü’nde uygulama eğitimleri verdi.  Orada zihinsel engelli çocuklara da eğitim verdi.  İlk küçük harflerle cümle metodunu yazan ve okullara sokan çok iyi bir eğitimciydi. 93 yaşına kadar yaşadı. Babam Amerika Misuri Üniversitesi’nde  pedagoji eğitimi yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra  ilk olarak akıl hijyeni konusunda çalışmalar yapmış. Üniversiteler ve liselerde okutulan  90 tane ders kitabı vardı. Türkiye’deki ilk anaokulunu  Balıkesir’de  açmış. Daha sonra İstanbul’a gelirken orayı devretmiş. Ama o devrettiği kişi okulu bir süre sonra kapatınca çok üzülmüştü.

Babamım ideali beni anaokulu öğretmeni yapmaktı. Beni Amerika’ya tahsile göndereceklerdi. Onlardan ayrılıp gitmek istemedim. Eğitimime İstanbul Çamlıca lisesinde devam ettim . Benim de babam gibi psikoloji, pedagoji ve edebiyata ilgim vardı. Resim yapmayı da çok seviyordum. İlkokulda okurken babamın arkadaşlarından yağlı boya resim dersleri alıyordum.
Liseyi bitirdikten sonra da eğitimime İstanbul Hukuk Fakültesi’nde devam ettim.Kardeşim de hukuk fakültesinde okudu. O zaman iki tane hukuk fakültesi vardı. Biri İstanbul’da diğeri Ankara’da. Şimdi 185 tane hukuk fakültesi var. Her mahallede bir hukuk fakültesi var diyebiliriz. Mezun olduktan sonra Bakırköy’de kendi avukat büromu açtım. O zaman Bakırköy’de 7 avukattık. Şimdi sanıyorum 750 civarında avukat var Bakırköy’de.
Yıllarca hiç tatil yapmadan çalıştım. Eşimin siyasi bir kimliği olduğu için ondan pek bahsetmiyorum. Kendisi CHP İstanbul milletvekiliydi. Bülent Ecevit ile birlikte çalıştı sayman olarak. İhtilal nedeni ile milletvekilliğDSC_3611i düştü. İhtilal hükümeti yaptıkları soruşturmalardan sonra babamın çalışmalarına olumlu rapor verdiler. Çok güzel bir sevgi bağı ile birbirimize bağlıydık. 1990 yılında onu kaybettim. Marmaris’te yaşamaya onunla birlikte karar vermiştik. İstanbul’daki iş yerlerimiz ve evlerimiz o zamanın hükümeti tarafından istimlak edildi ve yıkıldı. Çok üzüldük. Marmaris’e yerleşmeye karar verdik. Eşimi kaybettikten sonra kendimi tamamen resim yapmaya verdim. Avukatlık yapmaktan çok yorulmuştum. Avukatlığı bıraktım . Resim yapmak beni dinlendiriyor adeta. Bu arada seramik eğitimi de almaya başladım. Her şeyin en iyisini ve mükemmelini yapmayı istediğimden çok değerli hocalardan eğitim aldım. Ve hayatım boyunca kendimi öğrenmeye adadım. Şu anda kadın portreleri ve figürleri çalışıyorum. Son on yıl içinde eğitim aldığım Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi Öğretim Üyesi Mahmut Karatoprak ve Kahramanmaraş Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi Öğretim Üyesi Aziz Erkan, onlar başımda olmadan bile tarzımı bozmadığımı ifade ettiler. Belirli bir tarzımın oluştuğunu gördüler. Mahmut Karatoprak eserlerinin yer aldığı kitabı hediye ederken büyük bir jest yaparak, meslektaşıma diye yazarak imzaladı.
Marmaris’te tanıdığım ve bir süre Çağdaş Marmaris Gazetesi’nde birlikte çalıştığım büyüğüm, değerli insan Özdemir Benler bana her zaman; “ Madem Marmaris’te yaşıyoruz, o zaman Marmaris’in yararına bir şeyler yapmamız lazım derdi. Ben de Marmaris’te sanatsal faaliyetlerin daha da çoğalması için çalışmalar yürütüyorum. Türkiye’nin tanınmış değerli sanatçılarını, ressamları Marmaris’e getirerek katkıda bulunuyorum. Birlikte seramik dersi aldığım arkadaşlarımı teşvik ediyorum. Onların sanattan kopmamaları için çaba gösteriyorum. Şu andaki Marmaris’in durumuna bakıyorum, sanat adına fevkalade duruma geldi. Elle tutulur işler yapılıyor. Bunun için en ufak bir katkım olduysa ne mutlu bana. Bu durumdan o kadar memnunum ki iç huzuru ile uyuyorum. Resimde ulaşmak istediğim noktaya geldim. Bundan daha yüksek bir yere gelebileceğimi sanmıyorum. Bunun iddiasında da değilim. Sanat neredeyse ben oradayım. Çevremdeki insanlara yol gösteriyorum. Bilgi ve deneyimlerimi aktarıyorum. Bunun hayat biçimim olduğunu herkesle paylaşıyorum. Hayatımın en mutlu dönemini yaşıyorum. Avukatlık yaparken uykusuz çok geceler geçirdim. Davaların sorumluluğu çok ağırdı. Sürekli stres altındaydım. Resim ve seramik yaparken kendimi çok daha mutlu hissediyorum. Günde sekiz saat çalışıyorum. Resim yapmak benim için her şeyden önce geliyor. Hayatta tek emelim Marmaris’in sanatta belli bir yere gelmesi. Sanat için çaba gösteren herkese destek olmaya çalışıyorum. Bir anlamda ruhumu sanatla besliyorum. Yaptığım şeylerin doğru olduğuna inanıyorum. Çevremdeki dostlarım da bu anlamda beni destekliyor. Resim ve seramik çalışmalarının yanı sıra şiir de yazıyorum. Bir grubumuz var. On iki kişiden oluşuyor. Sık sık bir araya gelip şiir üzerine söyleşiler yapıyoruz. Edebiyata da çok düşkün olduğum için kendimi o yönde de geliştiriyorum. Bu güne kadar on kitap dolduracak kadar şiir yazdım. Ama Türkiye’de kitaba çok değer verilmediğini gördüğüm için şiirlerimi yayınlamayı düşünmüyorum. Sadece bir şiir kitabım var. Şimdi internet çok daha ön planda.
Kaç sergiye katıldınız?
Çok sergiye katıldım. Sayısını unuttum. Sayamayacağım kadar kişisel ve karma sergilerde resimlerim sergilendi. Yakında çok büyük bir sergi açmayı düşünüyorum. Bu sergi benim için bir dönüm noktası olacak. Mahmut Karatoprak ile çalıştığım dönemde yaptığım resimler var. Daha sonra aziz erkan ile çalıştığım dönemde yaptığım modern resimler var. Resim yapmaya başladığım günden bu güne kadar olan resimlerimden bir kesit sunmak istiyorum. Bu serginin çok ses getireceğini sanıyorum. Adet ve çeşit bakımından çok zengin bir sergi olacak. Evimim her yeri resim dolu. Bir çok kişinin evlerinde resimlerim var. Sayılarını bile unuttum.

Yorum Yaz

Lütfen Yorumunuzu yazınız!
Adınız

*