Bir Marmaris Masalı – Prof. Dr. Nerin Yayın

0
15

Nerin Yayın Marmaris’in ilk kadın profesörü, bir halk bilimci.  1949 yılında doğmuş. Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesini bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinin Türkoloji bölümünden iyi derece ile mezun olmuş.

1987 yılında Dokuz Eylül Üniversitesinde akademik hayatına geçiş yapan Nerin Yayın, 1993 de bilim doktoru, 1998 de doçent, 2006 yılında ise profesörlüğünü almış. 1990 yılında kadrosunda çalışmaya başladığı Ege Üniversitesinden 2016 yılında kendi isteği ile emekliye ayrılmış.

29 yıllık akademik hayatı boyunca 18 bilimsel kitaba, 4 sözlük çalışmasına, 60 ın üzerinde makaleye, 40 civarında bildiriye imzasını atmış, sayısız radyo ve televizyon programlarına katılmış.

İki çocuk annesi olan Nerin Yayın “Bir Yudum Sevgi İçin” adlı bir şiir kitabı ve “Bir Marmaris Masalı” adlı bir roman yazdı.  Romanının tanıtım ve imza gününü Marmaris’te gerçekleştiren Nerin Hanımla  keyifli bir sohbet yaptık.

Nerin Hanım  “halk bilimi” nedir?

Halk bilimi veya folklor, bir ülkede veya bölgede yaşayan halkın kültür ürünlerini, sözlü edebiyatını, geleneklerini, törelerini, inançlarını, mutfağını, müziğini, oyunlarını, halk hekimliğini inceleyen bilim dalıdır.

Yunus Emre, Mevlana, Mevlevilik, Bektaşilik, Alevilik, tasavvuf, aşıklık, destanlar, fıkralar hepsi halk bilimi konuları içindedir.

Halk bilimci olmayı isteyerek mi seçtiniz?

Bu bölümü o kadar severek okudum ki dünyaya bir daha gelsem yine halk bilimci olmak isterim. Ucu bucağı olmayan, son derece zengin bir alan.

Nerin Hanım, akademik yaşamı süresinde Kırgız edebiyatı üzerine yoğunlaşmış.  Kırgızcayı anlayabiliyor, sözlük kullanmadan çeviri yapabiliyor ve yazıyor. Emekli olana kadar hep Orta Asya Türk edebiyatı üzerine çalışmış, bir tane Kazak, 3 tane de Kırgız destanı çevirileri var.

Tekerlemeler, Türk kültüründe ad verme geleneği, Türk mitolojik değerlerinde cinsiyet gibi ilginç konularda 18 tane bilimsel kitabım var ve hepsini ders kitabı olarak okuttum.

Çalışmalarımın herhalde en güzeli Atatürk’le ilgili olanıdır. Bölüm öğrencilerimden Atatürk’ le ilgili efsaneler derledim. Ben bu konuyu önce makale olarak düşünmüştüm ama o kadar güzel şeyler geldi ki inanamazsınız. Mesela bazı evlerde hala yemek masasının karşısında Atatürk resmi ve Türk bayrağı vardır, bayrağa ve Atatürk’e selam vermeden sofraya oturmayan aileler var. Benim büyüdüğüm evde bile çok yağmur yağdığı zamanlarda anneannem dışarıdan görünecek şekilde bir Atatürk resmini cama dayardı. Nedeni sorduğum zaman çok ilginç bir açıklama yapmıştı. Atatürk’ ün bakışları yıldırımdan daha keskin olduğu için yıldırım düşmesini engeller demişti. Sonuç olarak toplanan efsaneler bir kitaba dönüştü.

Nerin Yayın’ın Marmaris’le ilgili çok başarılı çalışmaları var.

Benim Marmaris’ le ilgili Soy sülale adları,  Kız Kumu Efsanesi, Kanuni’nin Rodos Seferi ve Sarı Ana  Efsanesi konularında 3 tane makalem var.  Kız Kumu efsanesi çekirdek efsanedir, biz bunlara yüzer gezer efsaneler deriz. Aynı efsane Kız Kulesi için de, Kız Kalesi için de, hatta Amerika’nın bir kıyı bölgesi için de  geçerlidir. Amerika’daki efsaneye göre  kızını sevdiğine vermek istemeyen bir baba , çok kızdığı için kızını denize atmış, kız da çok göz yaşı dökmüş, gözyaşları kehribara dönüşmüş.

Sarı Ana konusu da çok ilginçtir. Lisans tezi hazırlayan bir hanım Sarı Ana’daki kapının resmini çekmişti. Gelen resimleri bir inceledik ki kapıda bir Mevlevi sikkesi ve altında da eski yazıyla “Ya Hazreti Mevlana” yazıyor. Bunun ikisinin bir arada olduğu mekânlar geçmişte Mevlevi dergâhlarıdır. O O sıralar ben 7-8 yıllık bir halk bilimciydim üstelik de Marmarisliydim ama o zamana kadar böyle bir bilgim yoktu. Dolayısıyla hakkında makale yazılması gereken bir konuyla karşılaşmıştım.

Ve “Bir Marmaris Masalı”

Marmaris’ le ilgili üç makalem var ama bu bana yeterli gelmedi.  Ben paranın olmadığı dönemde büyüyen bir çocuktum. Marmaris’te okuyan ilk 4 kadından biriyim. O yıllarda gerçek bir idealist olan başöğretmenimiz biz 4 kızı sürekli sınavlara girmemiz konusunda yönlendirmişti. O dönemde dershane yok kitap yok dolayısıyla benim başka şehirlerde sınavlara girebilmem başöğretmenimizin çarşı esnafını dolaşarak ekonomik olarak beni desteklemesiyle gerçekleşti. Akrabalarımın destekleri zaten sürekli arkamdaydı. Ben de Marmaris’e, öğretmenlerime, akrabalarıma, bana katkısı olan herkese  şükranlarımı bildirmek istedim ve Naşide Gökbudak’ın eserlerinden esinlenerek   bu romanı kaleme aldım.

“Bir Marmaris Masalı”  sadece Marmarisli bir kadının değil o kadının okumasında büyük destekleri görülen başta akraba ve yakınları olmak üzere, tüm Marmarislilerden bir kısmının kendini bir kısmınınsa adını bulacağı bu masal 1950’lerde 2000 nüfuslu, dördüncü sınıfa kadar ortaokulu bile olmayan  sahil kasabasından çıkıp İzmir’i mekan tutan bir kadının hayatıdır.

Kitapta sık sık geriye dönüşler oldu. Olayların geçtiği dönemin siyasi yapısı ile öyküyle ilintili geleneksel hayatı harmanladım.  Gelinin yüzü nasıl süslenir, hıdrellez nasıl kutlanır, sura yemeğinin kaynağı nedir, nereye gider, geleneksel düğünlerimiz, kına gecelerimiz, bayram kutlamalarımız, kız görme, kız isteme, ortak makarna yapışımız, tarhana yapışımız gibi geleneklerimize yer verdim.

“Bir Marmaris Masalı” ne kadar zamanda ortaya çıktı?

Bu romanı tamamlamak tam iki senemi aldı.

Romanınızdaki tüm olaylar ve kişiler gerçek mi?

Çok gerilere gittiğim bölümlerde olayları bilmediğim veya hatırlayamadığım için bazı eklemeler yaptım.  Orta Asya’dan göçmüş bir ailenin oğlu olan Dağlı Efe’nin yani dedemin Türkiye’ye göçüş hikayesi veya Hammamizade İsmail Dede Efendi ile ilgili kısmın yine dedemin ağzından verilmesi gibi.

Kitabımdaki kişilerin ise hepsi gerçektir zaten kitabımın bir bölümünde masalıma konu olan kişilerin fotoğraflarını paylaştım. Sadece 4 kişinin adını değiştirdim.

Romanımda Türk toplumunu her bakımdan etkileyen sosyal ve kültürel değişimlere de yer verdiğim için söz konusu dönemle ilgili pek çok kitap okudum, televizyon programları izledim. Roman kurgusu bağlamında kusurlarım vardır ama ben bir romancı değil edebiyatın bir dalında akademik yolculuğun en yükseğine gelebilmiş bir kişiyim.

“Bir Marmaris Masalı” 8 bölümden oluşuyor. Nerin Hanımın kaleminden çok anlamlı ve açıklayıcı bir önsözle başlayan kitap, öyküsü ile devam ediyor. Ardından romanda adı geçen kişilere ait bir albüm, Nerin Hanımın akademik çalışmalarının kapakları, dörtte üçü yerel kelimelerden oluşan 35 sayfalık bir sözlük, sosyal ve siyasi olayların geçtiği dönemlere ait bilgilerin alındığı kaynaklar ve kaynak kişiler, çocuklarının Nerin Hanıma yazdıkları yazılar ve basında Nerin Hanımla ilgili çıkan haberlere yer verilmiş.

Romanımı yengemin bana anlattığı bir avukat fıkrasıyla bitirdim. Ondan önce de atasözleriyle bir Dede Korkut benzeri  bitirişim var. Ben bir halk bilimciyim ve Dede Korkut biz halk bilimcilerin amentüsüdür.

Romanlarınızın devamı gelecek mi?

Evet, ikinci romanımın çekirdeğini yavaş yavaş kurguladım bile, yan olaylarla destekleyeceğim ama ana hatları hazır.  Sanıyorum bitirmem 1 seneyi bulur. Konusu annesi babası olmayan evlatlık verilen bir kızın liseden mezun olduğu gün tesadüfen evlatlık olduğunu öğrenmesi ve ötesi. Tabi ki, olaylar Marmaris’ te geçecek.  İyi bir şeyler çıkacağına eminim çünkü en iyi bildiğim şey okumak ve yazmak. Daha önce de belirttiğim gibi ben Marmaris in ilk kadın profesörüyüm ve bu durumun bende yarattığı mutluluk gurur bir tarafa sorumluluğu çok ağır.

Yorum Yaz

Lütfen Yorumunuzu yazınız!
Adınız

*