“Barış Çocukları” Adam Olurlar – Lale Manço Ahıskalı

0
18
Son 15 yıldır Akyaka’da yaşayan Lale Manço Ahıskalı, Kızılyaka köyünde merhum Barış Manço’ nun anısına  ‘Barış Çocukları’ adını verdiği bir çocuk yuvası açtı. Ekolojik yaşamın ön plana alındığı bu yuvada çocuklar çoğunlukla doğada vakit geçiriyorlar. Bir taraftan İngilizce öğrenen minikler diğer tarafta toprakla, doğayla içiçe yaşamayı öğreniyorlar.

Lale hanım “Barış Çocukları” projenizi bize anlatır mısınız?

Ekolojik yaşamı ön plana aldığımız “Barış Çocukları” projemizde, miniklerimize  aileleri ile birlikte ekolojik değerlerin ve Barış Manço öğretilerinin harmanlandığı  bir eğitim programı uyguluyoruz. Biz buraya ekolojik çiftlik diyoruz,  minik bir tarlamız var çocuklar orada vakit geçirmeye bayılıyorlar,  ekiyorlar, küçük kovaları var kendileri gidip suluyorlar.  Kendi ürettiklerini topluyorlar tabi ki desteği biz veriyoruz ama en azından toprağa dokunmuş oluyorlar. Bak bu senin topladığın domates dediğimiz zaman daha farklı bakıyorlar, o yaşta bile kendi ürettiklerinin farkında oluyorlar. Çocuklar atölyemizde özgürce kendi oyuncaklarını yapıyorlar, kendi çaplarında üretiyorlar, biber bile kurutuyorlar.

80 li yıllarda Barış Manço ile Adam Olacak Çocuk programını yapmıştınız. Çocuklara ve çocukların eğitimine önem veriyorsunuz?

Evet  10 sene “Adam Olacak Çocuk” programını yaptık, o program da eğitimin bir parçasıydı aslında, üstelik ulusal bir eğitimin parçasıydı. O dönemde Barış bir ilki gerçekleştiriyordu, hatırlarsınız çocukları platforma çıkartırdı ve çocuklarla aynı seviyede olurdu. O programda çok mesajlar iletilmiştir. Aslında hedef arabanın arkasında oturmak, diş fırçalamak, diş fırçalarken musluğu açık bırakmamak, su elektrik tasarrufu gibi uyarıları çocuğun kulağına çocuğun ağzından aktarmaktı. Mesela Barış “Deden geldiği zaman dedenin terliklerini getiriyor musun?”diye sorardı, belki böyle bir alışkanlık yoktu ama bu soru yaşlılarla iletişim ve saygı köprüsünü kurmakla ilgiydi. Her defasında işlenen bu konular çocuğun ağzından söyletilirdi. Çocuklar kendi yaşıtlarını daha iyi dinliyorlar.

Bu yuva bizim emeklilik projeniz aslında. Eşim de ben de  bu konuda çok hayal kuruyoruz. Ahir günümüzün eğlencesi oldu burası.

Eşim Serdar Ahıskalı yurtdışında yaşıyordu, biz tanıştıktan sonra Türkiye’de kaldı. Güzel huzurlu bir hayatımız oldu, birlikte dünyayı gezdik herhalde her şeye doyduk artık ve birlikte böyle bir projeye giriştik. Muğla-Marmaris- Köyceğiz üçgeni içinde, çocukların ve ailelerin okul öncesi eğitimini karşılayacak fazla olanakları olmadığını fark ettik. Ya Muğla’ya gidilmesi gerekiyor ya Marmaris’ e ya da Köyceğiz’ e. Biz de böyle bir hizmetin bu bölge için çok uygun olduğunu düşündük.

Çocukların ulaşımını nasıl sağlıyorsunuz?

Kapıdan kapıya en uzak mesafemiz 15 dakika. Yollar çok açık ve güzel. Sınırlarımız Karabörtlen’ den Akyaka’ya kadar civardaki bütün köyleri kapsıyor. Civarda yaklaşık 20 ye yakın köy var. Öğrencilerimizin evleri biraz dağınık ama servisimiz var, çocuklarımızın bir kısmını aileler kendileri getirmeyi tercih ediyorlar. Hatta çocuğunu atıyla getiren velimiz bile var.

Neden Kızılyaka?

Burayı tercih etmemizin tek nedeni binamız. Biz 15 yıldır Akyaka’da yaşıyoruz ama Akyaka’da bu niteliklere sahip fazla bina yok.  Akyaka mimarisi çok küçük, odalar küçük, ortak alanlar çok küçük . Biz sosyal hizmetlere bağlı bakım evi olduğumuz için bizim standartlarımız daha farklı. Mesela mekanları çocukların metre küplerine göre hesaplıyorlar.  Böyle bir binayı ancak yaptırsak olabilirdi, biz de bu kadar uygun bir yeri bulunca kaçırmak istemedik.

Lale Hanım ve eşi Barış Çocukları’nı hayata geçirmekle bölgede çok ciddi bir istihdam da yaratmışlar çünkü bu bölgedeki bazı gençler ilkokul öncesi çocuk gelişimi eğitimi veren meslek liselerine gitmişler,  liseden sonra da aynı branşta eğitimlerini sürdürmüşler. Çoğu lisans eğitimlerini de tamamlamış ancak mesleklerini yapabilecekleri yeterli iş olanağı olmadığı için marketlerde, restaurantlarda  çalışmaya başlamışlar.

Biz burayı hayata geçirmekle bu gençleri de mesleklerine döndürdük. Hepsi çok mutlular, bu  bölgenin insanları olmaları benim en sevdiğim tarafları. Civar köylerde büyümüş oldukları için toprağa hayvana doğaya çok yakınlar. İnek de sağmışlar, tavuğun altından yumurta da almışlar yani ota basarken korkan gençler değiller. Biz şehir kökenliler onlardan çok şey öğreniyoruz.

 

Kaç yaş aralığındaki çocukları kabul ediyorsunuz?

Biz ilkokul öncesi ana sınıfı öncesiyiz, dolayısıyla 25 ile 55 ay arası çocuklarımızı alıyoruz. Eğitim sistemindeki son değişikliklere göre artık 75 aya kadar alabileceğiz ama biz öncelikle bu bölgedeki ihtiyacı göz önünde bulunduruyoruz ve ona göre kabul ediyoruz.

Şu anda 20’ye yakın çocuğumuz var. Kimisi sabahtan geliyor, kimisi öğleden sonra geliyor. Oryantasyon döneminde velilerimiz de geliyorlar. Bu yaşlar çocukların en çok şefkate ihtiyaç duydukları yaşlar. Onları ağlatmamaya gayret ediyoruz. Bir de burada ağlamak sirayet eden bir şey. Biri ağlamaya başlayınca arkada hemen acayip bir koro oluşuyor. Hepsi en şiddetli sesleriyle koroya katılıyorlar ama hepsi çok tatlılar.

Bütün yıl eğitime açık mısınız?

Yaz aylarında da açık olacağız yaz okulu gibi olacak. Biz statü olarak eğitim vermek durumunda değiliz, bakım eviyiz ama öğretmenlerimiz burada olacaklar. Mesela İngilizce öğretmenimiz devamlı burada, rehberlik öğretmenimiz devamlı burada aynı zamanda psikologdur kendisi. Şimdi robotik kodlama başlatacağız. Aikido başlayacak. Aikido hocası gelip de ne yapacağını anlatınca çok etkilendik ve programımıza eklemeye karar verdik. Bize çocuğun beyin ve vücut hareketlerini koordine edebileceğini anlatı. Yani çocuk nasıl düşeceğini bilirse düşmekten korkmayacak, panik yaratmayacak dengesini daha iyi sağlayabilecek. Robotik kodlama ise satrancın başlangıcı gibi. Burada yerde katlanabilir bir satranç hazırlatmak ve karakterlerini de Barış’ ın karakterlerinden seçmek istiyorum. Mesela şah Barış olacak piyonlar ise tabelamızdaki çocuklar olacak. Tabelamızdaki grafik görseller 30 yıl önce “Barış Manço’yla 7’den 77’ye” programının animasyonlarını yapan Emre Ulaş’ın elinden çıkmıştı.

Lale Hanımın aklındakiler gördüklerimizle sınırlı değil.

Aşağıda yapmak istediğimiz başka bir bölüm var. Bütün resmî denetimlerden geçip açılış iznimizi aldık. Kısa zaman sonra seralarımız, kümeslerimizde tavuklarımız, ördeklerimiz ve çeşitli hayvanlarımız olacak. Çocuklar kendi fidelerini dikecekler, kendi yumurtalarını toplayacaklar. Arazimizde 12 farklı çeşit meyve ağacı var. Reçelimizi, yoğurdumuzu, peynirimizi, fırınlarımızda ekmeklerimizi, pizzalarımızı çocuklarla birlikte üreteceğiz. Bu arada Doğukan söz verdi; çocuklara yaşlarına uygun minik bir ‘Survivor’ parkuru yapacak.

Bizim köyde yerleşmiş olan ve değişik işler yapan bir sürü insan var. Kimi ekmek yapıyor, kimi doğal ürünler üretiyor. Seramikle uğraşan var, makreme yapanlar var. Atölyeler yapalım, sonra burada küçük pazarlar açalım, kendi ürettiklerimiz satalım kazandıklarımızla da sosyal projelere destek verelim istiyorum ama bütün bu çalışmalara babaları da dahil etmeyi planlıyorum. Bunlara ilave olarak çocukların sevebileceği türden klasik müzik yayınlayalım istiyorum. Kulakları çok sesli anlamlı bir şeyler duymalı. Resim derslerinde zorlayıcı olmadan Türk ressamlarını, yabancı ressamları öğrenmelerini istiyorum. 0-6 yaş hafızanın en aktif olduğu yaşlar ben de bu yaşlarda kulaklarına, hafızalarına iyi ve kaliteli bir şeyler girsin istiyorum. Kulaklarında kalsın, gözlerinde kalsın.

Teşekkür ederiz Lale Hanım, bu güzel projeniz için sizi kutluyoruz yolunuz açık olsun.

Röportaj: Gül Özdündar Şenay

Yorum Yaz

Lütfen Yorumunuzu yazınız!
Adınız

*